Kısa dalga yayın

7.09.2008

Erivan ziyareti, Türk tarihinden silinmeyecek bir lekedir.

0 yorum
Bunu ülkemiz basınında da söyleyenler var fakat asıl dile getiren Azeri basını.Azeri Gazetelerinden Adalet Gazetesi yazarı Akil Abbas şöyle diyor:
...
Sayın Gül, Sarkisyanı davet etseydi ve Sarkisyan Ankara'ya gelseydi, bu kadar büyük facia olmazdı. Ama Türkiye gibi güçlü bir devletin başkanının Türkiye'ye ezeli ve ebedi düşmanlık eden bir devletin başkanının ayağına gitmesi, bu, Türk tarihinden hiç bir vakit silinmeyecek bir lekedir benim için. Sarkisyan, eli binlerce Azeri Türkünün kanına bulaşmış, Hocalı katliamına ortaya koymuş biridir.
Bir papağı yamalı Aşkar Akayev vardı, geldi Erivan'a, Erivan'a gelmesini geçin, uydurma soykırım abidesine çelenk koydu. Yani Türkün papağını Ermenilerin kabağında yere soktu. Türkmenistan'ın bir kralı vardı, Türkmenbaşı. Koçaryanla senet imzalayıp silah satardı.
Aşkar Akayevle Türkmenbaşını boş verelim gitsin, çünkü onların ne oldukları belli değildi, sömürücülere uşaktılar.
Ama Sayın Gül kendileri, Sultan Mehmedin, Yıldırım Bayazıdın, Atatürk'ün, Turgut Özal'ın oturduğu tahta oturuyor.
Türkiye'yi sindirdiler. Hem de çok pis sindirdiler.
...
Sabah gül Erivana geliyor.
Çok ağırdı.Ermeniler Karabağı, Şuşanı,Ağdamı tekrar işgal ettiler. Ana ve bacılarımızı cismen süngüye geçirmişdiler, şimdi ruhlarını süngüye geçirdiler. 25 bin şehit evladımızın ruhlarını  kurşunladılar.Camilerimizi yeniden dağıttılar, topraklarımızı yeniden ele geçirdiler. Ben bu haberi böyle yaşadım.
Türkiye kapı arasında kalmış, can vermekte olan Ermenistan'ın küllerini alevlendirdi.  
Akil Abbas, duygularına yenik düşüp Türkiye'yi incitmekten çekinse de bazı şeyleri söylemek gerektiğinden bahsetmiş yazısının diğer kısımlarında. Tahammülü zor şeyler cereyan ediyor Türk dış politikasında. 30 bin şehidimizin kanına giren PKK gibi bir terör örgütüyle dahi masaya oturmayı göze alabilen bir iktidar partisinin kardeş devlet Azerbaycan'ın hassasiyetlerini göz ardı etmesi pek de olağandışı bir durum değil artık.

6.09.2008

Hayırlara karaçalan fener

0 yorum
...
Senin işin karanlığı korkuturcasına bakmaktı
Ve sana en yakışmayan şey ağlamaktı.
Deniz Feneri Derneği Almanya ile ilgili iddialar gündemde. Bağlantılar 1 2 3
4

Adı üzerinde iddia. Almanya'da 9 eylülde ilk duruşma yapılacak. Türkiye'deki Deniz Feneri ile yolsuzluk konusunda bağlantı olduğundan söz ediliyor. Adı geçen dernek, kamu yararına çalışan  ve yardım toplamak için izin almasına gerek olmayan dernek düzeyine alınmış.

Ben bu arada Radyo 7'den bahsetmek istiyorum.Deniz Feneri ile ilgili iddialar gündeme gelince Radyo 7'de,Deniz Fenerinden faydalanmış kişiler hemen hemen her programda telefon bağlantısı ile yayına alınıyor ve kendilerine Deniz Feneri tarafından yapılan yardımlardan bahsediyorlar. Bu bir nevi Deniz Fenerini aklama çalışması. Asıl önemli olan Deniz Feneri'ni aklamak değil, adı yolsuzluğa karışan kişilerin aklanması. 
Eğer gerçekten saf niyetleriyle bu derneğe yardım eden insanların yaptıkları yardımların hortumlanmadığı düşünülüyorsa adı geçenlerin yargılanması ve eğer suçsuzsalar aklanmaları gerekiyor. Yoksa öyle duygusal tutuculukla, yapılmış bir yolsuzluk varsa bunu örtbas etmek ne vicdana ne de dine sığar.

3.09.2008

Ermenistan değil Türkiye mesele

0 yorum
Konuya Azerbaycan'ın Adalet Gazetesi'nden bir haberle gireyim:
Ermenilerin aldatma siyaseti devam ediyor
Son zamanlarda İran'da bu ülkenin vatandaşı olan Ermenilere sözde "Dağlık Karabağ Cumhuriyeti"nin vatandaşlığı ve bunu tasdikleyen pasaportlar veriliyor.
APA'nın verdiği bilgiye göre, diğer harici ülke vatandaşı olan Ermenilerin bir kısmına da benzer pasaportların verilmesine dair bilgiler var.Son zamanlarda Ermeni diasporası tarafından Ermenistan ve diğer ülkelerde yaşayan Ermenilerin Dağlık Karabağ'a taşınması istikametinde eylemler gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Diaspora, buna mukabil Dağlık Karabağ'a yerleşecek her bir Ermeni ailesine ve ailede doğacak her bir çocuğa belirli miktarda para ödemeyi vadediyor. Ermeniler, bu şekilde Dağlık Karabağ arazisinde yaşayan Ermenilerin sayısını şişirerek ve sahte hesaplarla uluslararası kuruluşlara göndermekteler.

Yine Adalet Gazetesinden Rüstem HACIYEV'in makalesinden alıntı:
21. asır Türklerin Asrı olacak mı?
Vakit gelecek Sovyet İmparatorluğu yıkılacak halklar Rus zincirinden bağımsız müstakil devleterini kuracaklar.Müslüman ülkelerine karşı yapıyan işgal savaşları ve sömürgeci devletlerin dünyanın ağalığı için yaptığı savaşlar Amerikayı, Rusyayı ve Avrupanın sömürgeci devletlerini zayıflatacak. Her taraftan kuşatılan Müslüman devletleri Türkiye'nin etrafında toplanmaya mecbur kalacak. Türkler savaşsız-silahsız dünyanın kurtarıcı halkına olacak ve 21. asır Türklerin olacak. (Soljenitsin'in Kırım Türkleri Lideri Mustafa CEMİLOVA'ya yazdığı mektuplar, 1980).
...
Bu gün ortadaki durumdan istifade ederek dünyadaki konumunu daha da kuvvetlendirmek maksadıyla Türkiye Cumhuriyeti siyasi gücünü ortaya koymalıdır. Lakin öyle görünüyor ki ABD ve AB'nin tesiri ve baskısı altında sesini çıkaramıyor.Üstelik, bugün Rusya Türkiye'yi batıdan ayırıp Kafkaslarda yeni blok yaratmakla bu bölgede tutmak istiyor. Onun için gerçekte Rusya ve AB tarafından hazırlanmış Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL'ün satılık basının güle oynaya yazdığı haberlerden Ermenistan ziyareti gerçekleşmek üzere.
 
Şimdi bir de Hıncal ULUÇ'un bugünkü yazısından bir alıntı:

Tarihin akışını değiştirecek bir olay nerdeyse.. Yumurta kapıda ama ortada hâlâ karar yok!..
Cumhurbaşkanı'nın Ermenistan'a gitmesi güzel olay.. Alkışlarım.. Gitmeli.. İlişkiler gelişmeli.. Onlarca yıldır pompalanan kin, nefret ve intikam duygularının yerini, dostluk, komşuluk, kardeşlik almalı.. Ermenistan sınırı açılmalı..
Bunların hepsini alkışladığım için, bu gelişmelere yol açacak bu ziyareti de alkışlarım..
Ama bu iş öyle pat diye olmaz.. Olsa, Alpaslan Türkeş başarırdı. Hayatının son yıllarında en büyük hedeflerinden biriydi, Türkiye-Ermenistan ilişkilerini en yüksek düzeye getirmek. Ömrü vefa etmedi..
Alpaslan Türkeş!.. Başkası değil..
O bile işin farkına vardıysa, kolları sıvadıysa, fazla lafa gerek var mı?..
Amma velakin, Cumhurbaşkanı Ermenistan'a gidecekse, önce bu gidişin yolunun döşenmesi gerek..

Bu yol Azerbaycan'dan geçiyor.. Bırakın kan bağlarını, bin ekonomik, siyasi sebep var, Azerileri hoş tutmamız için.. Bir defa doğalgaz.. Bizim için çok kritik BaküCeyhan Boru Hattı.. Azerbaycan, dünya siyasetinde en büyük destekçimiz.. Türk devletleri ile ilişkiler kurmaya çalışıyoruz.. " Yahu bunlar Azerileri bile sattı" dedirtirsek, ötekileri kazanabilir miyiz?.
 
Ermenistan ile olan ilişkilerimizde öncelik elbetteki kendi menfaatlerimiz olmalı fakat yaşananları görünce insan bundan şüphe ediyor. Geleneğimizde "büyüklük göstermek" gibi bir deyim vardır. Yaptığı eşeklikten, cahillikten, saygısızlıktan dolayı haksız olanı, küçük olanı bağışlayıp yaptığı hatadan ders almasını sağlamayı
ifade eder.
Fakat Türkiye her seferinde bu gazla "büyüklük göstermeye" itiliyor fakat karşı tarafın herhangi bir ders aldığı yok. Ermenistan'ın ders alması gerekirken ABD ve AB'nin desteğiyle; "nasıl olsa Türkiye'ye verirler gazı sen büyüksün diye yine taviz verir" şeklinde düşünceyle hareket ettiğinden hiçbir yere varılmıyor, taviz üstüne taviz.
Bu durum artık büyüklük göstermek değil tamamen eşek yerine koyulmaktır.
Hıncal ULUÇ'un dediği gibi duygusal meseleler, kan bağı bir tarafa artık binbir ekonomik ve siyasi sebep var.
Bence artık büyüklük oyunundan vazgeçip AB ve ABD gazıyla hareket etmekten çekinmemiz lazım. Biz büyüklük gösterdikçe Ermenistan'ın ve diasporanın küstahlığı artıyor, toprak ve tazminat talepleri devam ediyor, Dağlık Karabağ'a iyice yerleşiyor. Biz ne yapıyoruz? Azerbaycan'ın baskısı olması şimdiye çoktan sınır kapısı açılmıştı.: