Kısa dalga yayın

kürt açılımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kürt açılımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26.03.2013

pkk bitince mhplilerin de bitecek olması

0 yorum

bazı kuş beyinsizlerin kafasında yer etmiş malca bir düşünce.

başbakan söylüyor, bakanları ardından tekrarlıyor yazarı çizeri de bunların ardına düşmüş papağan gibi tekrarladıkça milletin - hadi günümüzün moda tabiriyle halkın da- de diline yer ediyor. neymiş?

sanki mhp'nin varlık nedeni pkk terörüymüş de terör biterse mhp de bitermiş. la bi git çay koy!

mhp, cumhuriyetçi köylü millet partisi sonrası siyasal hayatta yer aldığı 1969'dan bu yana türk milleti nezdinde gördüğü teveccüh ile oylarını 2002 genel seçimlerine kadar artırarak gelmiştir.

12 ekim 1969 %3.02
14 ekim 1973 %3.38
5 haziran 1977 %6.42
24 aralık 1995 %8.18
17 nisan 1999 %17.98
3 kasım 2002 %8.35
22 temmuz 2007 %14.27
12 haziran 2011 %13.01

2002 seçimlerinde ise; içinde bulunduğu koalisyonun başına patlayan ekonomik krize rağmen %8,35 bir oran elde etmiştir. kriz ardından yapılan bu seçimde anap, saadet, dsp, bbp gibi partilerin tarih olmasına rağmen mhp türk milletinden yine teveccüh görmüştür.

ki bu dönemde, yani o zaman -koalisyonda olduğu dönemde - erken seçime gitmeyi göze aldığı zamanda pkk terör bitme noktasındayken bu oy oranını elde etmiştir.
jandarma genel komutanlığı'nın resmi rakamlarına göre; teröristbaşı öcalan'ın yakalandığı 1999'dan sonra terör örgütünün eylemleri ve dolayısıyla verdiğimiz şehit sayısında ciddi düşüş yaşandı.
(1999 öncesi ise felaket. 1999'da 236, 1998'de 383, 1997'de 518, 1996'da 608, 1995'te 772 personelimizi(asker/polis) şehit verdik.)
2000'de 29, 2001'de 20, 2002'de 7 personelimiz(asker/polis) şehit düştü.
yani 3 yılda 56 personelimiz şehit düştü.
ancak sonraki yıllarda şehit sayısı hep artış gösterdi.
2003 ile 2008 arasında, 6 yılda toplam 639 personelimiz şehit düştü. bir o kadar da sivil vatandaş şehit düştü. *
mhp'ye türk milletinin gösterdiği ilgi bilhassa sadece terörle alakalı değildir. pkk terörü bu ilginin sadece ufak bir kısmına sebep olmaktadır.

pkk biterse mhp'de biter yanılgısı, mhp'nin bu terörist eylemlere ve hükümetin terörizm karşısındaki çaresizliğine en büyük tepkiyi göstermesinden kaynaklanmakta ve bu nedenle de zavallı dimağlarda böyle çaresiz çağrışımlar yapmaktadır.

iktidar partisi ne kadar meydanlarda mhp'ye atıp tutsa da, mhp arkasındaki türk miletinin desteğini törpülemek, imaj kaybı oluşturmak için elinden geleni yapmakta ve neredeyse bütün siyasetini mhp politikalarına destek veren insanların üzerinden şekillendirmektedir.

bir insan çekinmediği, korkmadığı insanların beyanlarına, muhalefetteki bir siyasi partiye, eylemlerine neden tepki verir ve "bunlar pkkyla, bdpyle aynı safta, ergenekonla taraftarı, bunların yöneticileri uçkurlarına sahip çıkamıyorlar vs vs" paçoz ve mesnetsiz şuçlamalarla aşağılamaya çalışır? çünkü korkuyor.

mhp ve yöneticilerine, uçkuruna sahip olamayan kişiler der, kendi gider metres tutmuş, örtülü ödenekten kayırmış ve ondan çocuk aldırmış adnan menderes'in hem ahlaki hem siyasi mirasına sahip çıkar.

siyasi istikbalini mhp'nin, baykal'ın uçkuruna bağlamış siyasetçilerin sunabilecekleri en asil(?) siyasi argüman da ancak bu kadar olur: pkk biterse mhp de biter!

21.03.2013

pkk nın silah bıraktığı yalanı

0 yorum

bir çok mal tarafından kabullenilemeyen şey

silah bırakma nasıl olur, bir cevap verseniz bizahmet?

terör örgütü silahlı teröristleri sınır dışına çekeceğini, iran ve suriye taraflarında pusuya yatacağını dile getiriyor bizim mallar da buna "terör örgütü silah bırakacak" diye inanıyor ve bir de satılmışlar ordusu medyası ile bunun propagandasını yapıyor.

ulan zaten bu kancıklar sınır dışından gelip baskın, pusu kurup aynen geri dönüyorlar abd istihbaratı desteğiyle. terör örgütünün silahlı güçlerinin sınır dışına çekilmesi bir şey zaten mantık olarak mümkün değil zaten adamlar sınır dışından gelip vuruyorlar.

azıcık o kafanı çalıştır anla artık mal anla!

14.03.2013

rehineler serbest kutlayamıyoruz

0 yorum

radikal yazarı eyüp can tarafından pkknın, içinde polis, asker kaymakam adayı rehineleri serbest bırakması üzerine dile getirdiği bir cümle
bağlantı

vay anasına sayın vatandaşlar! bir de kutlama yapmamız gerekiyormuş; neden? çünkü pkk terör örgütü çözüm süreci safsatası nedeniyle elindeki rehineleri bırakmış.

sanki doğal afette birileri mahsur kalmış da onlar kurtarılıp getirilmiş de kutlama yapacakmışız.
utanman lazım utanman! barış, çözüm vs diye deyi devleti bu hale getirdiğiniz için. terör örgütü devletin egemenlik alanı içerisindeki topraklardan, karakoldan, karayolundan asker, polis, kaymakam kaçırıyor dağa kaldırıyo ve sen bunlar müzakereyle evlerine döndükleri için kutlama yapma hevesindesin!

merak ediyorum, yarın öbür gün ailesinden birisi bunlar gibi dağa kaldırılsa devlete hala bu işler devam ediyor diye lanet,bela mı okur yoksa kutlama yapacağı günün hayalini mi kurar?

13.03.2013

pkk nın elindeki rehinleri teslim etmesi

0 yorum

rehin alınanların aileleri adına sevinip devletim ve rehin alınan güvenlik görevlileri adına utanç duyduğum durumdur.

sivilleri anlarım da asker, polis olanların rehin alınmasına ve o kadar süre o şartlara razı bir şekilde rehin olarak yaşamayı kabullenmelerine razı gelip kabullenemiyorum. evet, insanlar, evet arkalarında sevdikleri var...

ben bir güvenlik görevlisi olsam, güvenlik görevlisi olmayı bırak bir kamu görevlisi olarak o duruma düşsem ne ailemi ne de çocuğumu düşünerek hayatta kalamazdım. bir güvenlik görevlisi nasıl olur da terör örgütüne rehin düşmeyi ve "sokakta yolunu kaybetmiş çocuk" gibi, terör örgütü tarafından bir heyete teslim edilmeyi, bir de utanmadan ailesinin yüzüne bakabilecek kadar gurursuzca bir yerlerden umut bekler.

ulan barış, demorasi diye diye etrafımızdaki devletleri, halkını görmüyor musunuz ne hale getirdiler?
barışınıza sokayım, size bir şey olmasın.

27.02.2013

pkk

0 yorum

@ladyimam:
"pkk'lılar başka ülkelere mi gidecek? e adam avrupada yaşayacaksa niye diyarbakır için öldü?
ne yani yıllardır doğu anadolu için savaşan kan döken pkk'lılar topraklarına gelmeyip başka ülkede ölmek için mi savaştı.."

hadi buyur, oldukça özet bir şekilde sormuş.

22.02.2010

Öyle kahvaltıya bizim karnımız tok!

0 yorum
Başbakanın kahvaltısına katılan sanatçı, şarkıcı, türkücü, yapımcı tayfasına madem bir rol biçildi, açılım saçılım hikayesi anlatıldı bir de şu muhalefet bu "açılım misyoneri adaylarını" bir kahvaltıya çağırıp da kendi bakışından hükümetin açılım sevdasını anlatıverse. Hani demokratik olsun değil mi? Nasıl olur, kaç kişi gider acaba?

Kahvaltıya katılanlar şöyle :
Emel Sayın, Nuri Sesigüzel, Orhan Gencebay, Mustafa Sandal, Yavuz Bingöl, Arif Sağ, Neşet Ertaş, Davut Güloğlu, Kıraç, Kubat, Fatih Kısaparmak, Kenan Doğulu, Orhan Hakalmaz, Ferdi Tayfur, Funda Arar, İzzet Yıldızhan, Özdemir Erdoğan, Fuat Güner, Özkan Uğur, Alişan, Ferhat Göçer, Rojin, Aynur, Gülay, Hüseyin Turan, Murat Göğebakan, Mustafa Sağyaşar, Samsun Demir, Bülent Ersoy, Manga, Muazzez Ersoy, Feryal Öney, Teoman, Ali Rıza Binboğa, Safiye Soyman, Ahmet Koç, Garo Mafyan, Bülent Forta, Onur Akın, Nükhet Duru, Sinan Özen, Demir Demirkan, Demet Akalın, Zerrin Özer, Kayahan, Nilüfer, Sertab Erener, Işın Karaca, Bülent Ortaçgil, Seda Sayan, Bedia Akartürk, İbrahim Tatlıses, Emel Müftüoğlu, Nihat Doğan, Erol Evgin, Zekai Tunca, Cengiz Kurtoğlu, Hakan Peker, Ali Kocatepe, İskender Ulus, Cengiz Erdem ve Şahin Özer.
En güzelini  Bülent Ersoy söylemiş:
Ersoy, “Sanatçı var, şarkıcı var. Biz sanatçıyız ve sanatçı gibi davranılmasını istiyoruz. Çok seyahat eden bir insanım. Sanatçıların havaalanlarında VIP’ten geçmesini istiyoruz” dedi.
Safiyenin Faiki eksik kalmış burada oldu mu şimdi? Safiye açılım derken Faik de olaydan bihaber kalıp: Safiye yeteri kadar açılmışsın sen, açılacak neyin kaldı demesin sonra.
Neyse,  haydi  ne duruyorsunuz? Türkü yapın, şarkı yapın, film yapın, eğlendirin bizi çucuklar! Açılalım, saçılalım...

28.10.2009

Osmanlıyı parçalayan da açılımlardı

0 yorum
Osmanlının son dönemleri hep birileri memnun etmek için açılım üstüne açılım yapmakta geçti. Osmanlı yönetimi özellikle Balkanlarda kimleri kaçırmamak, bir arada tutmak için açılım yoluna gittiyse açılan o kapılar tek tek yerle bir oldu, yeni devletler, yeni milletler ortaya çıktı.
Soner YALÇIN'da odatv.com üzerinde tam da bu konuya değinmiş:
Türkiye dejavu yaşıyor. 100 yıl önce Balkanlar’da başına gelenlerin neredeyse tıpatıp aynısı bugün Güneydoğu’da karşısında. Tek fark, ayrılıkçı çeteler dağdan inerken değil Avrupa’nın baskısıyla cezaevinden çıkarılırken davul zurnayla karşılanıyor olmasıdır. Üstelik ayrılıkçılar ve karşılama ekibi Türk mahallerinden geçerek gösteri yapıyorlardı.

24.10.2009

Kamptakiler değil, sorun dağdakiler

0 yorum
34 pkklı gelmişmiş, 6 yaşındaki çocuk da mı pkklı terörist?
Kamptakileri değil, dağdakileri gidin alın ellerindeki silahlarla, o zaman bir nebze olsun inandırıcı olur 
açılım sevdanız. 
Dağdakileri kolluk,emniyet,(oldu olacak artık) silahlı kuvvetlerinle gider alırsın, silahlarına el koyarsın. Silahların kriminal incelemeleriyle, hangi silahtan kim tarafından hangi Mehmetçiğimize kurşun sıkılmış, bunun faili kimdir bellli olur. Tutar yargılarsın, suçlu olan cezasını çeker. 
Bir milletin de gönlü ferah olur, dağda kancık terörist kurşunu yiyen Mehmetçiğin katilleri, bir devlete bir millete kurşun sıkanlar cezalarını çekerler. Hem vicdan hem de hukuk işler.
Dağdakiler tükendikten sonra kamptaki karı kız, çoluk çocukla zaten sıkıntımız yok. Onlar geldiler de biz gelmesinler mi dedik? Sanki onları tutup bu devlet sürdü kamplara... 
Kamplarda da kamufle olmuş kancık teröristler halktan ayrılır, ne bok oldukları ortaya çıkar.
Kamp dediğimiz de güya BM idaresi altında, oysa terörist idaresinde bir kamp, Mahmur, neyse ne!

Ayrıca bu kamplar öyle laylaylom günlük yaşamın sürüp gittiği yerler değil, 7 den 70 e oradaki herkesin senelerce bölücü bir ideolojik eğitimden geçtiği yerler. Kamuoyunda gözden kaçırılmaması gereken bir konu.

Resmi ideoloji diye devlet eğitim-öğretimini yeren aydın takımı yaklaşık 12000 kişilik, senelerce bölücü ideolojik eğitimin tesirinde kalmış bu insanların milletle, devletle kaynaşması barışması için neler düşünüyor acaba, bundan hiç söz eden yok.

21.10.2009

Açılım hakimlerine : Nasıl bir vicdanla Türk Milleti adına karar verebildiniz?

0 yorum
Roj tv de, sınıra girmeden önce keza sınırı geçtikten sonra defaatle, "önderliğin isteği ile , sayın öcalanın isteği" ile geliyoruz diye yırtındı terörist oldukları aşikar bu insan müsvetteleri. Ne süper sonik bir sorgulamaydı da terör örgütü üyesi oldukları 7 yaşındaki çocuk tarafından bile bilinen insanları serbest bırakabildiniz?
PKKlı denen nedir? PKK nedir? Ya terör örgütü, ya terör örgütü üyesi?

10 larca insan 1.5 yıldır daha hakim karşısına bile çıkartılmadan f tiplerinde tutuklu bulunurken siz nasıl bir iddianame ve hüküm ile bunlar hakkında karara varabildiniz de serbest kalmalarını sağladınız?
Biraz vicdan, meslek onuru olsaydı bu teröristler hakkında bu hükmü vermek yerine işgal ettiğiniz o "Türk Milleti" adına karar verilen makamdan istifa ederdiniz.
Hukukmuş, adaletmiş ne sizin haddinize ne de o yamandığınız iktidarın! Unutmayın ki iktidarlar geçicidir baki olan millet ve devlettir. Vicdanını kanattığınız milletin kanına muhtaç kalacaksınız, inşallah Allah o günlere muhtaç bırakmaz bu milleti.

Ve milletin içine sızan bu truva atları sizin de kuyunuzu kazacak ve bunlara sunduğunuz adalette(?) boğulacaksınız.
Bu boktan yaklaşım,   senelerce 7 den 70 e, binlerce kürtçü ideoloji ile yetişmiş truva atlarıyla bu milletin içine nifak tohumları ekecektir.
Bu açılım yaklaşımı,  içeride nefreti körükleyip yine senelerce terör ile bağdaştırmamak için çabalanan Kürt halkını terörle paketleyip binlerce şehit ailesinin arasına pimi çekilmiş bir bomba gibi bırakma planıdır. 
Geçmiş olsun, bugünden sonra millete düşen bu pimi çekilmiş bombanın kucağında patlamaması için sokaklara dökülmektir. Milliyetçi, vatansever, demokrat kim varsa bu truva atı operasyona karşı olmalıdır.
Neredesin ey MHP, BBP, İP, Saadet, GP, ADD, TGB  teşkilatı
Neredesin ey şehit aileleri
Neredesin ey Türk Milleti

19.10.2009

The Pekeke Show

0 yorum
Terörist başı, bebek katili aponun emriyle Kandilden inmişler.
Pişmanlık falan yokmuş barış elçisi(?) teröristlerde. (8 kişi)
Teröristler militanlığa, bebek katili abdullah öcalanlığa terfi etti. Sizin gibi basın/yayının ben ta baskı makinasının civatasını bükeyim.
Etkin pişmanlıktan falan da yararlanmak istemiyorlarmış.
Hiç silahlı eyleme karıştınız mı sorusuna "Hayır" cevabı veremiyorlar.
Ellerinde, Başbakana, Genelkurmay Başkanına, Cumhurbaşkanına ve TBMM Başkanına mektup getirmişler.
Bu mektup işi epeyi bir tuttu. Teknoloji o kadar gelişmişken Karayılan denen diğer bebek katili 3G ye geçseymiş ya bu kadar nostaljik takılana kadar.
Halaylarla, törenlerle Kandilden uğurlandıkları gibi aynı şekilde de terör örgütü amblemleri ve bebek katili posterleriyle karşılanıyorlar.
8 teröristin ardına garıyı, kızı, dedeyi, kızanı takmışlar bir barış elçisi havası tutturmuşlar.
Kandilde, Mahmur da 7 den 70 sağlam bir ideolojik eğitimden geçmişler. 7 den 70 e hepsi barış demokrasi tutkunu ve meclise girme sevdalısı
Ahmet Türk denen adam ise tutuklanmalarını istemiyormuş.Haaay hay! Hukuk bile ne bok yemiş ki açılım karşısında?
Şimdi devlet erkanı bu mektupları kabul edecek ve ben de bu devletin bir vatandaşı olarak bunlara saygı duyacağım ve açılım saçılım saçmalıklarına destek vereceğim ha?
Hadi bakalım koca Başbakan gel de ayıkla bu pirincin taşını. Bebek katili koydu mu gediğe taşı?
Hadi bakalım liboş ve tatlı su demokratları pamuk eller klavyelere; bekliyoruz barış, demokrasi kokulu enfes yazılarınızı...

19.09.2009

Gazete yazarlarının benden öğrenecekleri var : Ana dil mi, ana dili mi?

0 yorum
Özdemir İNCE, Kürtçülük sorununun tersi ve yüzü başlıklı yazı dizisinin bugünkü yazısında:
Ben yazıma bir giriş olarak anadilde öğretim’in anadili öğrenmek anlamına değil, okul öğretimleri boyunca bütün derslerin anadilde yapılacağı anlamına geldiğini 1001’inci defa yazacağım. Ama bu basit gerçeği bilmeyenler ya da bilerek anlam karışıklığı yaratanlar var. Örnekleri birlikte okuyalım:
böyle diyor ve altına da gazetelerin köşe taşlarının anadil ile ana dili arasındaki farkı anlayamamış yazarların köşelerinde yazdıkları paragraflarını, tarihleriyle birlikte alıvermiş.
Ben ki şurada kendi halinde yazan, sıradan bir vatandaş olarak dahi memleketinde yaşananlardan duyduğu tedirginlikleri dile getiren birisi olarak bile bu basit, akademik ve pratik ayrıma varamamış insanların,

21.08.2009

Kürt açılımına çocuk parkından destek yağıyor

2 yorum
"Frienfeed" de Kamuoyunda Kürt açılımına destek büyüyor: Çarşıda parkın çocukları açılıma tam destek veriyor, şemame söyleyen mendilci çocuklara alkışlarıyla eşlik ediyorlar, valla! Ben bunu açılıma yoruyorum o kadar açıldı ki çocukları bile kucaklıyor :)  demiştim. Şimdi ayrıntılar:
Efenim akşam üzeri çarşıda bizim elemanla (Tanımazsınız ama adı Çağlar, bizim eleman yazınca alınıyor da) gezmekteyiz, bir yerlerde oturalım da iki çay içelim diye. Oralarda hem bir çay bahçesi var, hem bir çocuk parkı hem de bir sırada kafeler var, e ama yer yok. Neyse, parkın yanından geçerken, bir baktım ki parkın ve o muhitin meşhur mendil, kalem satan çocuklarının 2-3 tanesi diğer çocuklarla birlikte kaydırağın üst taraflarında eğlenmekteler. Aaaa bir de bakarım bu çocuklar şemame, şemame diyip el çırpıyorlar ve parkta oynamakta olan çocukların bir kısmı da "ne diyor lan bu" demeden bunlara el çırparak eşlik ediyor. (Şemame nedir diye soranlara kısaca: İbo'nun söylediği "tombul tombul memeler"  şarkısının halay versiyonu Kürtçesi diyeyim, teşbihte hata olmaz).O esnada dönüp Çağlara:
Vay be gördün mü? Başbakanın Kürt açılımına çocuk parkından bile destek var, diyorum. Neyse gülüşüp geçiyor. Ama ben özellikle yapılmak istenenlerin demokratik açılım adı altına gizlenmeye çalışıldığını düşündüğümden açılım için bu isimlendirmeyi kullanmıyorum, içinde demokratik bir çalışma olacağına inanmıyorum.

14.08.2009

İyi de bu iki bin yıl önce oldu

0 yorum
İki tane Hristiyan bir gün bir Yahudi’yi yakalamışlar, başlamışlar dövmeye. Bir başkası gelip “yahu niye dövüyorsunuz bu adamı?” diye sormuş. 
- “Bu Yahudi’ler bizim İsa’yı öldürdü, biz de bunu yakaladık” şeklinde cevap vermişler.  Bu cevaba karşılık soruyu soran adam da “iyi de bu iki bin yıl önce oldu” demiş. Dayak atan adamlar :
- Olabilir ama biz daha yeni duyduk, demişler * 

11.08.2009

Çin'e gösterdiğiniz politik nezaketi kendi devletinize neden göstermiyorsunuz?

0 yorum
Evet, doğrudan bu cümleyi Cumhurbaşkanımıza sarf ediyorum. Hani geçenlerde çeşitli milletvekilleriyle gidip de göbek atmalarına vesile olduğunuz "Şincan Uygur Bölgesi" için de  halk Doğu Türkistan diyordu. Ama siz ille de Uygur bölgesi diyip durdunuz açıklamalarınızda falan. O bölgede kaç defa Uygur Devleti kurulmuş ve fakat Çin işgaline uğramıştır. Buna rağmen oraya, çok değerli dostunuz Çin devletini düşünerek  Doğu Türkistan diyemiyorsunuz ama kendi ülkenizde Türkiye Cumhuriyetinin ülke sathında yapmış olduğu yer adları değişikliklerine rağmen sempatiklik adına Güroymak'a Norşin diyebiliyorsunuz. Helal olsun size diyorum; Çin'i düşündüğünüz kadar kendi Devletinizi düşünemeyecek bir zihniyete sahip olduğunuz için.

Halk ağzında argo da küfür de mevcuttur siz bulunduğunuz makamda halk ağzıyla muhataplarınıza cevap verebilir misiniz en basitinden? Doğduğum ve büyüdüğüm topraklarda da bir çok yerin adının resmen değişmiş olmasına rağmen halk arasında eski Rusça, Ermenice isimleri kullanılmaktadır. Ve bundan da kimseler gocunmamaktadır. Nurşini ben kullanırım, ailem kullanır, orada yaşayanlar kullanır fakat  gerek mevcut konjonkturel siyasi durum ve gerekse bulunduğunuz makam sebebiyle siz bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak kullanamazsınız, bu sempatiyi resmi bir ziyaretinizde gösteremezsiniz.
Sempati gösterecek çok daha başka konular mevcut, mesela dağda öldürülmüş teröristin, öksüzünü evlat edinebilirsiniz. Hadi yapın da görelim açılımınızı. Bakalım şehit ailelerinden ve bu milletten istediğiniz o fedakarlığı siz yapabiliyor musunuz bir Cumhurbaşkanı olarak?

Herkes Dersim ya da Norşin diyebilir bir kişi diyemez

Eyyubi’yi biz Türk biliyorduk, 1970-80’li yıllarda yazdık, hayır Kürt’müş. Olabilir ne var bunda?
Çankaya’daki zat bir şehrin adına eski adını söylüyor, Norşin diyor. Öbürü de “Mezopotamya da denir” diyor. Bir tanesi Dersim de deriz diyor. Türkiye’de Tunceli’ye Dersim dediği için hapse giren, işkence gören insan var ki…
Her isteyen Dersim diyebilir ancak bir tek kişi Dersim veya Norşin diyemez; Eğer devlet görevlisi ise, Cumhurbaşkanı ise, Başbakan ise söyleyemez. “Nutuk’ta vardı” diyemezsiniz. Çünkü o zaman resmi adı oydu. Sonra değişti. Başbakan bugünkü adını söylemeye mecburdur.bağlantı

6.08.2009

Tek çözüm dağdaki silahlı güçlerin yok edilmesi

0 yorum
Artık onları oraya çıkaran mı indirir yoksa TSK mı indirir, böyükler bilir.Amma kesin olan şu ki DTP ülkemiz içinde çıkardığı  karmaşanın ve terörist başının had hudut tanımamasının tek dayanağı dağdaki silahlı terörist kuvvettir.
Şimdi Devlet bunları dağdan indirmeye uğraşıyor. Devlet büyüktür, affedendir falan fişmekan neyse de birilerinin siyasi çıkarlarına bir ülke siyaseti nasıl alet edilebilir? Bu adamları dağa çıkaranların kimler olduğu ne için olduğu belli beyan ortada. Bunlar canı gönülden gelmez iseler bu Devletin kucağına, Devlet de milletin huzuru için bunları dağlardan silahla temizlemek zorundadır. Yok dönsünler iş bulunsun şöyle olsun böyle olsun. Oldu başka???  (Davaro gibi eşkıya başlarını al aşağı edip zuladan patlattıkları ganimetleriyle inseler dağdan o 5 bin kişi de tüccar olur çıkar başımıza.) Senelerdir yazılıyor çiziliyor, bunların başındakilerin dil, kültür meselesi peşinde olmadıkları. Bizzat Öcalan'ın ağzından bile duyuruldu: Kürt hakları, Kürtçe bu kalkışma için hareket noktası, sıçrama tahtasıdır asıl amaç; bağımsız sosyalist bir devlet kurmaktır. Bunu aponun kankalığı rolü biçilen Perinçek de Küçük de söyledi defalarca. Adamların fotoğraflarına bakıp Apoyla kankalığına inanıyor aleyhlerinde propaganda yapıyorsunuz da söylediklerine niye inanmıyorsunuz?
"DTP olmazsa ülkede başka Kürt partileri de varmış" Yaaaaa, işe bakar mısınız? Resmen, aleni etnik, ırkçı bir siyaset güdülüyor. Varsın da hadi Kürt partisi olsun. Şerafettin ELÇİ de aynı diğer kürtler gibi federatif bir yapı peşinde koşuyor. Neye, ne için muhatap aranıyor, anlayan beri gelsin anlamayana ben anlatayım: Muhatap arayışı kurulacak federatif yapı içinde düşünülen Kürt federe devletinin kurucu unsurlarının tespit olayıdır yoksa niye illa bir siyasi muhatap aranıyor bir sorun bakalım kendinize?
En basitinden günümüz olaylarına bir bakın: Afganistan, Ukrayna, Gürcistan, Irak...ABD tarafından işgal edilen yerlerin başında şu anda hep işgal öncesi rejime muhalif siyasiler mevcut. Şimdiki siyasi muhatap arayışı buna yönelik bir hareketten başka bir şey değildir.
Sonra federatif bir yapı olsa ne olurmuş?
Öncelikle senin o federatif yapıyı ayakta tutacak, sert ve çizgileri belli bir  federal devlet kurman iktisadi ve ekonomik olarak imkansız.
Federe devletlerin bir arada kalabilmesini sağlayacak en büyük güç federal devletin sömürgen yapısıdır. Sömürmelidir ki federal yapıyı  ayakta tutabilecek enerjiyi bulsun. Doğal kaynaklar, işgücü, hammadde kısacası sermaye sömürecek bir gücün olacak. Bu ülkede yaşayan inanların ne dini ne de siyasi teorik ve pratik birikimi bunu beceremez çünkü geleneğinde yok. Bakın bakalım federal devletlere, hangisinin üretimi bu kadar yabancı sermayeye bağlı? Daha doğrusu hangisi bizim kadar üretimden yoksun. Hepsi dünya üzerinde sermaye transferi,  etkili ve manipülatif finansal kaynak birikimine sahip. Hani var mı sen de? Bak işte 18 milyarla borsanı hallaç pamuğuna çeviriyorlar ve bu para kime ait, bu ülkeye nasıl girdi sermaye piyasası kurulu bile bilmiyor.
Yok, olamaz da. Hadi oldu ki istedikleri bölgede Kürt federe devletini kurdular. Kimin ne işine yarayacak? Bölge insanı bundan ne kadar faydalanacak? Ben şimdiden söyleyeyim; şu an Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetimde halk ne kadar faydalanıyorsa o kadar. Yani, hiç! İnsanlar sıçıp bokuyla zaman geçirmek zorunda kalıyor, saatlik elektrik veriliyor ve neredeyse günde suyun yüzünü bir saat görebiliyorlar taşrada. Bu devirde tifo, tifüsle helak oluyorlar. Bu mu petrol zengini bölge? Güneydoğunun bundan daha beter bir hale gelmesini mi istiyorsunuz? Şahsen o bölgelerde hangi etnik kökten kim yaşıyor hiç önemli değil, ben milletimin o şekilde yaşamasını istemiyorum. Kazanan, doğal kaynakları sömüren yine yabancı sermaye ile kolkola üç beş bölge ağası olacak. Aynı Irak'ın Barzan ve Talabanileri gibi.
Bırakın bu osuruktan demokratçılık oyunlarını. Darbe darbeciler engellensin diyorsunuz darbeyle bu ülkenin kucağına bu sorunu bırakan adam, Kürt yoktur, Kürt sorunu yoktur diyen adam yani Kenan EVREN şimdi kalkmış demokrasi peygamberi kesilmiş, neredeyse kucağından kalkmıyorsunuz. Kürtçe de dahil yabancı dil ve lehçeleri yasaklayanlar, basın yayına dil sansürü koyanlar "ABD nin bizim çocukları" şimdi kalkmış demokratlık oynuyorlar.
Ya bi gidin ya Bırakın bu ülkeyi bi gidin rüyalar ülkesi, babanız ABD nin kucağına.
Dindarlık gömleğiyle kandırdığınız insanlar bile uyanıyor artık. İnandırıcılığınızı kaybettiniz, can çekişmeyin, iki dakika şerefli olun da çektirin gidin.