(bkz: hayaldi gerçek oldu)
ne alaka denebilir, alaka şudur ki memleketimiz öyle bir hale geldi ki; ülkemize 30 yıldır kan ağlatan bir terör örgütünün 3 kadın yöneticisinin fransa'da öldürülmesini başbakan yardımcısı üzüntüyle karşılayabilmektedir ve hatta gazetelerin köşe taşları köşelerinden pkk ya neredeyse baş sağlığı dilemektedirler.
vur deyince öldürmek bu olsa gerek
ta ben sizin....
"
...
arınç, "3 kadının böylesine sorgusuz sualsiz başlarına ateş edilmek suretiyle öldürülmesi kimlikleri kişilikleri üzerlerine atılan suçlar ne olursa olsun hiçbir zaman tasvip edilecek bir davranış değil. çok kötü bir olay. gerçekten üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim. çünkü biz hukuk içerisinde terörle mücadele ediyoruz. bugün terörle mücadele eden güvenlik güçleri bile önce yaşatmak gayesiyle hareket ediyorlar" diye konuştu.
arınç sözlerine şöyle devam etti:
"3 kadın evine girilip susturucu silahlarla başlarına ateş etmek suretiyle öldürülmüş. pkk örgütünün önde gelenleri olduğu söyleniyor. kırmızı bültenle arandığı ifade ediliyor. bunların hepsi bir tarafa. bir insanın hayatına bu kadar vahşice son vermek çok kötü, çok çirkin adeta büyük bir vahşet. önce bu olay hakkındaki şahsi kanaatimi söyleyeyim. 3 kadının böylesine sorgusuz sualsiz başlarına ateş edilmek suretiyle öldürülmesi kimlikleri ve kişilikleri üzerlerine atılan suçlar ne olursa olsun hiçbir zaman tasvip edilecek bir davranış değil.
çok kötü bir olay. gerçekten üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim. çünkü biz hukuk içerisinde terörle mücadele ediyoruz. bugün terörle mücadele eden güvenlik güçleri bile önce yaşatmak gayesiyle hareket ediyorlar. sağ yakalamak ve suçu varsa yargı önüne çıkarmak. yargısız infazla böylesine bir vahşetin işlenmiş olmasını tenin ediyorum. bu çok yanlış bir olay."
...
" bağlantı
Kısa dalga yayın
ak icraatler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ak icraatler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11.01.2013
5.01.2013
hakan fidan abdullah öcalan görüşmeleri
bu milletin götüne doğru döşenen duble yolların son virajıdır.
bu hükümetin bunları yapmaya eli mahkum, seve seve yapacak. öyle ya da böyle ayakta tutulmaya çalışılan ekonominin, refah balonunun diyetidir bunlar.
ak partiye oy verenlerin, destekleyenlerin daha doğrusu bu iktidarla ekonomik, kariyer vb çıkar bağları bulunan kitleyi oluşturanların bu sürece sesi çıkmaz, çıkamaz. ses çıkarsalar biliyorlar ki beslendikleri kaynak kesilecektir. 2001 deki gibi bir kriz kafalarında patlayacaktır. bunlara destek veren milliyetçi, dindar, emperyalist, solcu kim varsa geçici refah hülyasıyla yaşamakta, ülkenin geleceğini 5-10 yıllık refahlarına tahvil etmektedirler.
nasıl erbakan ve o zamanın (kimileri bugün de iktidarda yer alan) kadrosu koltuk sevdasına 28 şubat kararlarını seve seve imzaladılar bu olaylar da ak dönemin 28 şubatıdır.
akparti nin refah balonunun bu ülkeye bedeli de işte budur. al sana bir kaya nereye dayarsan daya.
özür dilerim evlat!
bu hükümetin bunları yapmaya eli mahkum, seve seve yapacak. öyle ya da böyle ayakta tutulmaya çalışılan ekonominin, refah balonunun diyetidir bunlar.
ak partiye oy verenlerin, destekleyenlerin daha doğrusu bu iktidarla ekonomik, kariyer vb çıkar bağları bulunan kitleyi oluşturanların bu sürece sesi çıkmaz, çıkamaz. ses çıkarsalar biliyorlar ki beslendikleri kaynak kesilecektir. 2001 deki gibi bir kriz kafalarında patlayacaktır. bunlara destek veren milliyetçi, dindar, emperyalist, solcu kim varsa geçici refah hülyasıyla yaşamakta, ülkenin geleceğini 5-10 yıllık refahlarına tahvil etmektedirler.
nasıl erbakan ve o zamanın (kimileri bugün de iktidarda yer alan) kadrosu koltuk sevdasına 28 şubat kararlarını seve seve imzaladılar bu olaylar da ak dönemin 28 şubatıdır.
akparti nin refah balonunun bu ülkeye bedeli de işte budur. al sana bir kaya nereye dayarsan daya.
özür dilerim evlat!
29.12.2012
bülent arınç
ahmet hakan kendisi anımsatmada bulunmuş:
"bülent arınç’a iki anımsatma
bir: odtü’de bazı kişilerin protesto edilmeyeceğini söylemiş, örnek olarak da işçi partisi’nin hapisteki genel başkanı doğu perinçek’i göstermişsiniz. lütfen yardımcılarınıza talimat verin, size 2006 yılının mayıs ayında doğu perinçek’in odtü’de protesto edildiğine dair gazete haberlerini bulup versinler.
iki: “başbakan’a itaat ederim, onun söylediklerinin dışına çıkmam” demişsiniz. lütfen yardımcılarınıza talimat verin, size 2011 yılının aralık ayında bursa’da yaptığınız ve içinde, “ben tayyip erdoğan’a biat etmemiş kişiyim, biat etseydim erbakan hoca’ya ederdim” cümlelerinin geçtiği konuşmanızın tam metnini bulup versinler." *
"bülent arınç’a iki anımsatma
bir: odtü’de bazı kişilerin protesto edilmeyeceğini söylemiş, örnek olarak da işçi partisi’nin hapisteki genel başkanı doğu perinçek’i göstermişsiniz. lütfen yardımcılarınıza talimat verin, size 2006 yılının mayıs ayında doğu perinçek’in odtü’de protesto edildiğine dair gazete haberlerini bulup versinler.
iki: “başbakan’a itaat ederim, onun söylediklerinin dışına çıkmam” demişsiniz. lütfen yardımcılarınıza talimat verin, size 2011 yılının aralık ayında bursa’da yaptığınız ve içinde, “ben tayyip erdoğan’a biat etmemiş kişiyim, biat etseydim erbakan hoca’ya ederdim” cümlelerinin geçtiği konuşmanızın tam metnini bulup versinler." *
24.09.2012
Türk milliyetçiliği ile hesaplaşmanın zamanı geldi
"
...
düşürülen türk uçağı için suriye’yle, başa geçirilen çuval için abd’yle, mavi marmara’da katledilen türkiye vatandaşları için israil ile hesaplaşamayan davutoğlu, ulusalcılıkla hesaplaşma hazırlıkları yapıyor.
terör ülkeyi kan gölüne çevirmişken, anneler ağlarken, şehit cenazeleri yürek yakarken, davutoğlu, terörle hesaplaşmak yerine “ulusculukla hesaplaşmanın zamanı” geldiği yönünde ferman irat ediyor.
aynı zamanda bir akademisyen olan davutoğlu’nun, ulusçuluğu (milliciliği) “ayrıştırıcı kültür” olarak nitelemesi, indirgemeci bir anlayışın tipik örneğidir. unutmamak gerekir ki, yalnız “ulusçuluk” değil her türlü düşünce, inanç ya da ideoloji ayrıştırma aracı olarak kullanılabilir. ancak “haçlı seferleri” konu edilerek dini inançlar, mezhep mücadeleleri esas alınarak inanma biçimleri, etnik kavgalar gerekçe gösterilerek ulusçuluk “ayrıştırıcı kültür” olarak ilan edilemez!
varlığını bir milletin kimliği ve aidiyetleri ile ilişkilendirmeyenler için millilik (ulusçuluk) hesaplaşılması gereken bir olgu olabilir.
milli egemenlik yerine, milletler arası kuruluşların egemenliğini koymayı amaçlayanlar, toplumların milli direncini kırmadan bunu başaramazlar. ilginçtir, ulusçulukla kavga edenler, bunu hep bir başka ülkenin ulusal çıkarları için yapmaktadır.
milliyetçilikle, millilikle hesaplaşmak, küresel güçlerin bölge üzerindeki politikalarıyla uyumludur. zira küresel güçlerin, arz üzerindeki egemenliklerinin etkisi, milli direnişlerin kırılma kapasitesiyle doğrudan ilişkilidir. küresel güçlerin önü, ancak milli kültür aşılarak, milli devlet tarihe gömülerek ve nihayet milliyetçilikle hesaplaşılarak açılabilir.
küresel pazarın sınırlarını genişletmek için, milli yapıların etnisite, evrensel dinlerin de mezhep ya da cemaat birimine indirgenerek küçültülmesi gerekir. sınırlar yani gümrükler, uluslararası sistemin öngördüğü ölçüde gevşek ve geçirken olmalıdır. üniter yapılar bu sistemi destekleyecek hale getirilmelidir. eski abd başkanı clinton, bu gerçeği “küreselleşme gevşek sınırlar ister, üniter devlet yapıları küreselleşmeye uygun değildir” diyerek ortaya koymuştur.
...
" özcan yeniçeri, yeniçağ gazetesi *
...
düşürülen türk uçağı için suriye’yle, başa geçirilen çuval için abd’yle, mavi marmara’da katledilen türkiye vatandaşları için israil ile hesaplaşamayan davutoğlu, ulusalcılıkla hesaplaşma hazırlıkları yapıyor.
terör ülkeyi kan gölüne çevirmişken, anneler ağlarken, şehit cenazeleri yürek yakarken, davutoğlu, terörle hesaplaşmak yerine “ulusculukla hesaplaşmanın zamanı” geldiği yönünde ferman irat ediyor.
aynı zamanda bir akademisyen olan davutoğlu’nun, ulusçuluğu (milliciliği) “ayrıştırıcı kültür” olarak nitelemesi, indirgemeci bir anlayışın tipik örneğidir. unutmamak gerekir ki, yalnız “ulusçuluk” değil her türlü düşünce, inanç ya da ideoloji ayrıştırma aracı olarak kullanılabilir. ancak “haçlı seferleri” konu edilerek dini inançlar, mezhep mücadeleleri esas alınarak inanma biçimleri, etnik kavgalar gerekçe gösterilerek ulusçuluk “ayrıştırıcı kültür” olarak ilan edilemez!
varlığını bir milletin kimliği ve aidiyetleri ile ilişkilendirmeyenler için millilik (ulusçuluk) hesaplaşılması gereken bir olgu olabilir.
milli egemenlik yerine, milletler arası kuruluşların egemenliğini koymayı amaçlayanlar, toplumların milli direncini kırmadan bunu başaramazlar. ilginçtir, ulusçulukla kavga edenler, bunu hep bir başka ülkenin ulusal çıkarları için yapmaktadır.
milliyetçilikle, millilikle hesaplaşmak, küresel güçlerin bölge üzerindeki politikalarıyla uyumludur. zira küresel güçlerin, arz üzerindeki egemenliklerinin etkisi, milli direnişlerin kırılma kapasitesiyle doğrudan ilişkilidir. küresel güçlerin önü, ancak milli kültür aşılarak, milli devlet tarihe gömülerek ve nihayet milliyetçilikle hesaplaşılarak açılabilir.
küresel pazarın sınırlarını genişletmek için, milli yapıların etnisite, evrensel dinlerin de mezhep ya da cemaat birimine indirgenerek küçültülmesi gerekir. sınırlar yani gümrükler, uluslararası sistemin öngördüğü ölçüde gevşek ve geçirken olmalıdır. üniter yapılar bu sistemi destekleyecek hale getirilmelidir. eski abd başkanı clinton, bu gerçeği “küreselleşme gevşek sınırlar ister, üniter devlet yapıları küreselleşmeye uygun değildir” diyerek ortaya koymuştur.
...
" özcan yeniçeri, yeniçağ gazetesi *
22.08.2010
Başbakanın referandum iftarı 60 bin lira
| Tarihi çark-Foto: internethaber |
Yaklaşık 2000 davetlisi olan iftarın masrafı 60 bin civarında tuttu, bunun bir kısmı il özel idaresi bütçesinden (muhtemelen tören, ağırlama, temsil kalemlerinden) , bir kısmı da büyükşehir bütçesinden ödendi. Tabi artık başbakana yapılan protokol harcamaları hesaba katmıyorum bile. Ve bu bütçelerde vatandaşın ödediği vergilerden tahsis edilen ödenekler kullanıldı, başbakanın tabiriyle tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla bürokrata, kodamana referandum ve uyduruk bir açılış vesilesiyle iftar verildi.
Bu sadece Sakarya'ya özgü değil Başbakanın siyasi (seçim, referandum vb) gezileri bu şekilde finanse edilmekte, siyasi emelleri için hazinece kendilerine verilen yardımlar değil, devlet imkanları kullanılmakta.
Hazineden milyonlarca lira yardım alan bir partinin kendi teklifi için koşturmasındaki masraflarda bu hazine yardımının kullanılmasındansa merkezi ve yerel bütçelerin tercih edilmesi ne kadar hakkaniyete sığar acaba?
21.02.2009
Bürokratik elit öldü, yaşasın dinci elit!
Kral öldü, yaşasın yeni kral!
Bu sloganı bilirsiniz, dillere plesenk türevleri de vardır.
Bir zamanlar bürokratik elitler, ülkenin çağdaşlaşmasının, modernleşmesinin, demokratikleşmesinin engeli olarak görülürdü. Hala daha dipte köşede bu sözü edenler var, onlara göre hala daha yaşayan bürokratik elitler var. Artık neredeyseler! Gerçi az çok tahmin ederim.
6 yıllık iktidarı boyunca ak veya dinci artık ne derseniz o elitlerin yerleşmediği köşe bucak kalmadı; üst kurullardan, yüksek mahkemelere, çeşitli devlet kurumlarından KİTlere, BİTlere, medyaya kadar.
Dediğim gibi bir kaç tane kaldı dipte köşede, onlar da artık yaş haddinden emekli olurlar. Diğer kalanların ise bir bürokratikliği kalmadı.
Yani bundan sonra Akpartinin beceremediği, üstesinden gelemediği şeyleri üstüne atacağı bürokratik elit melit kalmadı devlet teşkilatında hatta STKlarda. Bundan sonra üstesinden gelemediği her sorunun yegane sorumlusu akpartidir.
Mecliste bir Baykal dışarıda da ART TV, Ulusal Kanal, doğan medyası (Gerçi onun da ümüğünü sıkmaya başladılar) gibi birkaç muhalif ses kaldı. Onlar da zaten Mergenekon mengenesine sıkıştırıldı, artık akicraatlerin altından kalkamadığı ne varsa sorumlusu bunlar oldu. Bu iş neticeye varınca bakalım başka ne bahane bulacaklar halkı kandırabilmek için. Devletin bütün teşkilatlarının yönemini ele geçir ardından iki-üç yazarı, çizeri partinin beceriksizliklerinin günah keçisi ilan et. Saf milletimiz de hala daha akpartiden icraat bekleyedursun.
Bu sloganı bilirsiniz, dillere plesenk türevleri de vardır.
Bir zamanlar bürokratik elitler, ülkenin çağdaşlaşmasının, modernleşmesinin, demokratikleşmesinin engeli olarak görülürdü. Hala daha dipte köşede bu sözü edenler var, onlara göre hala daha yaşayan bürokratik elitler var. Artık neredeyseler! Gerçi az çok tahmin ederim.
6 yıllık iktidarı boyunca ak veya dinci artık ne derseniz o elitlerin yerleşmediği köşe bucak kalmadı; üst kurullardan, yüksek mahkemelere, çeşitli devlet kurumlarından KİTlere, BİTlere, medyaya kadar.
Dediğim gibi bir kaç tane kaldı dipte köşede, onlar da artık yaş haddinden emekli olurlar. Diğer kalanların ise bir bürokratikliği kalmadı.
Yani bundan sonra Akpartinin beceremediği, üstesinden gelemediği şeyleri üstüne atacağı bürokratik elit melit kalmadı devlet teşkilatında hatta STKlarda. Bundan sonra üstesinden gelemediği her sorunun yegane sorumlusu akpartidir.
Mecliste bir Baykal dışarıda da ART TV, Ulusal Kanal, doğan medyası (Gerçi onun da ümüğünü sıkmaya başladılar) gibi birkaç muhalif ses kaldı. Onlar da zaten Mergenekon mengenesine sıkıştırıldı, artık akicraatlerin altından kalkamadığı ne varsa sorumlusu bunlar oldu. Bu iş neticeye varınca bakalım başka ne bahane bulacaklar halkı kandırabilmek için. Devletin bütün teşkilatlarının yönemini ele geçir ardından iki-üç yazarı, çizeri partinin beceriksizliklerinin günah keçisi ilan et. Saf milletimiz de hala daha akpartiden icraat bekleyedursun.
Gönderen
Emir ALP
Etiketler:
ak elit,
ak icraatler,
akparti,
bürokratik elit,
can sıkanlar,
dinci elit
19.08.2008
Konda Göreve!
Şaban DİŞLİ'nin, belgelerle adı konmasına rağmen kabul görmeyen rüşvet olayı malumunuzdur heralde.
AKP yönetimi de AKP'liler de pek bi muallakta kaldılar bu olay sonrasında. Eminim aşağı tükürsem nemam, yukarı tükürsem iman diye düşünüp duruyorlardır.
Oysa madem kararsız kaldılar hiç o kadar düşünmesinler! Ben bu konuda bilen adam Tarhan ERDEM'in araştırma şirketi KONDA'yı göreve çağırıyorum.
Artık AKP'ye oy atanlar; vicdanlarının, imanlarının sesini dinler, yapılması gerekeni yapsınlar mı der, yoksa olsun canım din(!) kardeşimiz, hep bürokratik elitler mi yiyecek azıcık da bizimkiler yesinler belki bize de birşeyler koklatırlar kabilinden mi takılırlar hep beraber öğrenmiş oluruz. Bu kadar güvenilir bir araştırma şirketinin sonucuna da herkes katlanır artık. Nasıl olsa her girişimlerinde anket yapmaya alışkın AKP'li muhafazakar demokratlar. TBMM, Mars Meclisi ya, ona gitmeye gerek yok, koştur KONDA'ya.
Konda, hayat onda...
Evet tekrarlıyorum, KONDA göreve.
AKP yönetimi de AKP'liler de pek bi muallakta kaldılar bu olay sonrasında. Eminim aşağı tükürsem nemam, yukarı tükürsem iman diye düşünüp duruyorlardır.
Oysa madem kararsız kaldılar hiç o kadar düşünmesinler! Ben bu konuda bilen adam Tarhan ERDEM'in araştırma şirketi KONDA'yı göreve çağırıyorum.
Artık AKP'ye oy atanlar; vicdanlarının, imanlarının sesini dinler, yapılması gerekeni yapsınlar mı der, yoksa olsun canım din(!) kardeşimiz, hep bürokratik elitler mi yiyecek azıcık da bizimkiler yesinler belki bize de birşeyler koklatırlar kabilinden mi takılırlar hep beraber öğrenmiş oluruz. Bu kadar güvenilir bir araştırma şirketinin sonucuna da herkes katlanır artık. Nasıl olsa her girişimlerinde anket yapmaya alışkın AKP'li muhafazakar demokratlar. TBMM, Mars Meclisi ya, ona gitmeye gerek yok, koştur KONDA'ya.
Konda, hayat onda...
Evet tekrarlıyorum, KONDA göreve.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)