Anayasa Mahkemesinin yeni binası önüne dikilen ve basın yayında epey yer alan "Adalet Hanım"dan ben de bahsetmiştim burada.
Benzer bir heykel de Samsun Bölge İdare Mahkemesi önünde yer alıyor. Anayasa mahkemesindeki gibi herhangi bir yerelleştirmeye gidilmemiş ama bu adalet figürünün en önemli özelliği olan gözlerinin kapalı olması burada da dikkate alınmamış. Ne zaman koyulmuş, kim yapmış tam bilmiyorum ama onun da yeni yapıldığına eminim. Çeşitli evrensel değerler konusunda atıp tutan akp hükümetinin iktidarı döneminde evrensel değerlerin en önemlisi olan adalet konusundaki bu hassas noktayı es geçen evrensel tutumun özellikle yargı kurumları nezdindeki simgeselliğinin yerle bir edilmesi, bu evrensel değerlerin uygulanması konusunda da insanı şüpheye düşürmüyor değil.
Basit gelebilir ama şeytan ayrıntıda gizlidir. Bilemiyorum; sanatçıların cahilliği mi, idarecilerin cahilliği mi yoksa evrensel değerlerden en önemlilerinin figüratif olarak göz ardı edilmesinden başlayan bir değişim mi?
Kısa dalga yayın
yargı bağımsızlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yargı bağımsızlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16.06.2009
24.04.2009
"Adalet" hanım!
Anayasa Mahkemesi girişine konan heykelden sonra aklıma geldi de: Acaba bizden başka "Adalet"i isim olarak kullanan bir millet var mıdır dersiniz? Ufak bir araştırmada "justine" isminin "just"tan türetilmiş bir isim olabileceğini düşünüyorum. Dilbilimci birileri çıkar da aydınlatırsa çok sevindirici olur.İllaki vardır da bunu şimdilik geçelim.
Bazı haberlerde Themis gitti Ayşe geldi diye manşet atmışlar bu olayla ilgili. Söz konusu yerelleştirme ise Ayşe'den ziyade isim olarak Adalet Hanım daha uygun bence.
Madem diyorum, evrensel bir değeri o kadar yerelleştirme meraklısının, anadolu deseniyle bezeli kıyafeti ve çile içinde çalışan bir kadını tasvir eden kısa kesilmiş saçlarla simgeleştirirerek "tanrıca themis"ten Adalet Hanım'a terfi eden heykelin, keşke elindeki kılıcı "yatağan" veya "bulat"la değiştirseydiniz ve bir de o heykelin elindeki terazi ve kılıçtan önce en önemli değere sahip gözlerinin kapalı olmasını da bir yemeni ile sağlamış olsaydınız! Çok daha bir otatntik olurdu kanımca.
Gözleri açık olduktan sonra elindeki terazinin ne anlamı var, değil mi ama? Yoksa yadırgamamak mı lazım bu durumu, kararsızım.
15.01.2009
Yargıyı bağımsızlaştıran iktidar!
Başbakan kürsülerden bağırıyor: Yargıyı siyasallaştırmayın. Keza Adalet Bakanı ve iktidarın çeşitli görevdeki mensupları.
Oysa belki de Cumhuriyet tarihinde yargıyı en bariz şekilde siyasallaştıran Hükümet, AKP hükümeti. Nasıl mı? Elbette ki 301 değişikliğiyle!
TCK Madde 301 e ilişkin soruşturma yapılması Adalet Bakanı'nın iznine bağlanmıştır.
Cumhuriyet savcısı dava açmadan önce Bakana (Siyasi bir kişiliğe) soracak: Haşmet mabım hele bi mahkemeden önce sen bakıver bu adam suç işlemiş mi? İşlememişse mahkemeyi boşa uğraştırmayalım.
Sayın Bakanımız da devleti alimizin Ab karşısındaki durumunu göz önüne alarak izin vercek ya da vermeyecek!
Değişikliği yapanların gerekçesi şahane aslında; 301 davaları yüzünden değerli(?) insanlar fikirleri yönünden yargı önüne çıkarılıyor AB kaşısında zor durumda kalıyoruz. E hani yargı bağımsız, kanunlar karşısında herkes eşitti?
Hem üstüne üstlük mahkemelerin de iş yükünü de azaltıyor Bakanımız? (Ülke genelinde mahkemeleri 380 küsür davadan kurtarmış)
Ondan sonra yargı bağımsız da bağımsız. Nah bağımsız! Bir savcı veya hakim ola ki hükümetin başını ağrıtsın hemen ilk kararnamede sürgün, aynı valiler, kaymakamlar gibi. Hele garibim savcılar; düşünsenize bir adalet müfettişi; Cumhuriyeti korumak sana mı kalmış, diye hesap sorup soruşturma yapabiliyor haklarında. (Bknz Ceviz Kabuğu, 9.1.2009, ART)
Siz ancak Allah, din, iman diye beynini yıkadığınız safları kandırırsınız! Bu dünyada işiniz iş, bakalım ahirette ne hesap vereceksiniz Allah'a!
Oysa belki de Cumhuriyet tarihinde yargıyı en bariz şekilde siyasallaştıran Hükümet, AKP hükümeti. Nasıl mı? Elbette ki 301 değişikliğiyle!
TCK Madde 301 e ilişkin soruşturma yapılması Adalet Bakanı'nın iznine bağlanmıştır.
Cumhuriyet savcısı dava açmadan önce Bakana (Siyasi bir kişiliğe) soracak: Haşmet mabım hele bi mahkemeden önce sen bakıver bu adam suç işlemiş mi? İşlememişse mahkemeyi boşa uğraştırmayalım.
Sayın Bakanımız da devleti alimizin Ab karşısındaki durumunu göz önüne alarak izin vercek ya da vermeyecek!
Değişikliği yapanların gerekçesi şahane aslında; 301 davaları yüzünden değerli(?) insanlar fikirleri yönünden yargı önüne çıkarılıyor AB kaşısında zor durumda kalıyoruz. E hani yargı bağımsız, kanunlar karşısında herkes eşitti?
Hem üstüne üstlük mahkemelerin de iş yükünü de azaltıyor Bakanımız? (Ülke genelinde mahkemeleri 380 küsür davadan kurtarmış)
Ondan sonra yargı bağımsız da bağımsız. Nah bağımsız! Bir savcı veya hakim ola ki hükümetin başını ağrıtsın hemen ilk kararnamede sürgün, aynı valiler, kaymakamlar gibi. Hele garibim savcılar; düşünsenize bir adalet müfettişi; Cumhuriyeti korumak sana mı kalmış, diye hesap sorup soruşturma yapabiliyor haklarında. (Bknz Ceviz Kabuğu, 9.1.2009, ART)
Siz ancak Allah, din, iman diye beynini yıkadığınız safları kandırırsınız! Bu dünyada işiniz iş, bakalım ahirette ne hesap vereceksiniz Allah'a!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

