Aslında nerede ne bok yediğini biliyorum da yine de bir sorayım dedim.
Taaa dünyada ebenin incir ağacında bir sorun olsa "Vayy müslümana zulüm yapılıyor" diye "La ilahe illahlah" nidalarıyla çağlayanları falan dolduruyor, tvlerinizen gazetelerinizden bağış üstüne bağış topluyordunuz.
Azerbaycan'da Karabağ sorununa aynı Kıbrıs'ta yaptığınız gibi niye sessiz kalıyorsunuz? Onlar müslüman değil mi yo yo yanlış sordum; onlar sizin kadar müslüman değil mi? Ne o, yoksa oralara hortumlamak için toplayacağınız yardımlara, bağışlara vesile olmadığından dolayı mı sesiniz soluğunuz çıkmıyor?
Azerbaycan halkı sokaklarda, gazeteciler havadan geliyor ülkeye sokulmuyorlar. ne gazetelerinizde ne sitelerinizde Azerbaycan'daki kitlesel tepkilerden bir haber var.
Hani din kardeşiydik! Ta ebinizin hörekesine "müslümana zulüme son" diye tepki veriyorsunuz da kıçınızın dibinde Azerbaycana yapılanlara niye sesinizi çıkaramıyorsunuz, yoksa yukarıdan daha emir gelmedi mi?
HAAA! Gerçi hoca efendiniz oraya da pek bi ehemmiyet verir ama bu suskunluğunuz neden?
Tüüh size be! İşiniz gücünüz Üzmez'in uçkur davası, Saylan'ın başındaki örtü.
Kısa dalga yayın
filistin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
filistin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17.04.2009
8.03.2009
Anakonda planı
“Anakonda Planı” (scoots great snake) 1861-65 Amerikan iç savaşı sırasında Kuzey generali Winfield Scott'un Güney güçlerini ve limanlarını kuşatmak için geliştirdiği bir planın adıdır. Kuzeyli birliğin , güneyli konfederasyonu yenilgiye uğratmasında büyük paya sahip olan bir plan.
Ta liseden bilirsiniz Türklerin savaştaki Turan Taktiğini. Bozkırın şartlarının elverdiği ölçüde geliştirilmiş bir kuşatma türüdür. Anakonda Planı da benzer şekilde coğrafya şartları göz önüne alınarak geliştirilmiş bir kuşatma taktiğidir, sadece kuşatmayla kalmaz baskına da büyük kolaylık sağlar. Savaş stratejisi olarak başarılı bir plan fakat bu kadarla kalmıyor, bu planı veya benzerini başka uygulayan birileri olmuş mudur sizce? Kuşkusuz olmuştur diyebilirsiniz? Peki hangi ülke, tarihinde bu planla büyük kuvvetler karşısında başarı sağlamıştır dersiniz? Şaşıracağınıza eminim!
Sovyetlerin gazıyla körüklenen Arap milliyetçiliği, İsrail'i ortadan kaldırmak amacıyla Başkan Nasır'ın önderliğinde büyük ve ayrıntılı bir Arap birliğine girişti ve teşkilatlanmalar ve propagandalar tamamlandıktan sonra başlayan ve "6 gün savaşı" olarak adlandırılan 1967 Arap-İsrail savaşı başladı. Fakat bu savaş güçlü Arap kuvvetlerine haysiyet kırıcı, onur kırıcı bir şekilde mâl oldu. Britanya'nın üzerinden el çekmesiyle ABD kanatları altına giren İsrail o kanatlar altında yatmakla kalmadı ve ABD'nin desteğiyle bulunduğu bölgede kendi savaş stratejisini geliştirdi. Ve bunun temelinde de Anakonda Planına benzer bir plan yer almıştı. Arapların hiç beklemediği bir şekilde İsrail hava kuvvetleri kuzeyden Mısır'ın batı sınırlarındaki hava üstlerini ve ağır zırhlılarını bombalamış büyük zaiyet verdirmiş ve Arap kuvvetleri bu saldırıya karşılık vermeye çalışırken İsrail kuvvetleri de diğer taraftan kara birlikleriyle harekete geçerek çeşitli cephelerde çatışarak daha önceden hava güçleriyle perişan ettiği Arap hava üslerini, ağır zırhlıları tesirsiz bir halde bularak hızla ilerlemiştir.
ABD geçmişten günümüze İsrail'e sadece ekonomik ve siyasi destek vermekle kalmamış askeri ve teorik olarak da kendi tecrübelerini müttefikiyle sonuna kadar paylaşmıştır. Sovyetlerin hegemonyasını sürdürmek için Araplara varıyla yoğuyla silah vermesine rağmen savaşların, sadece teknoloji ve fiziki güçle kazanılmadığının ve düzenli, planlı bir silahlı kuvvetler yapısının ne kadar önemli olduğunu gözler önüne koyan bir gerçeklik olduğunu gözler önüne sermektedir. Bir zamanlar Arapların düştüğü duruma şimdi ABD Arapların coğrafyasında düşmüş durumdadır. Bu da geçmişteki kazanımların daha da ilerletilerek geleceğe ulaştırılmamasının acı bir örneğidir tarih açısından. Ekonomik ve silahlı güçler toprakları ele geçirmeye yetmiyor artık. Geçmişteki kazanımların üzerine felsefi, teorik birşey koymadan, elindeki ekonomik ve silahlı güçlere güvenin can vermesi durumudur bu. Herkes bu durumlardan payına düşen dersi almalıdır. Arapların tarihten ders almak konusunda bizden daha beter durumda olduğu aşikardır. Ve dikkat ederseniz bu Anakonda Planı günümüzde dahi uygulanmaktadır ve şu an kuşatma aşamasına devam etmektedir. (Hangi ülkeler üzerinde olduğunu da bir düşünün isterseniz)
Ta liseden bilirsiniz Türklerin savaştaki Turan Taktiğini. Bozkırın şartlarının elverdiği ölçüde geliştirilmiş bir kuşatma türüdür. Anakonda Planı da benzer şekilde coğrafya şartları göz önüne alınarak geliştirilmiş bir kuşatma taktiğidir, sadece kuşatmayla kalmaz baskına da büyük kolaylık sağlar. Savaş stratejisi olarak başarılı bir plan fakat bu kadarla kalmıyor, bu planı veya benzerini başka uygulayan birileri olmuş mudur sizce? Kuşkusuz olmuştur diyebilirsiniz? Peki hangi ülke, tarihinde bu planla büyük kuvvetler karşısında başarı sağlamıştır dersiniz? Şaşıracağınıza eminim!
Sovyetlerin gazıyla körüklenen Arap milliyetçiliği, İsrail'i ortadan kaldırmak amacıyla Başkan Nasır'ın önderliğinde büyük ve ayrıntılı bir Arap birliğine girişti ve teşkilatlanmalar ve propagandalar tamamlandıktan sonra başlayan ve "6 gün savaşı" olarak adlandırılan 1967 Arap-İsrail savaşı başladı. Fakat bu savaş güçlü Arap kuvvetlerine haysiyet kırıcı, onur kırıcı bir şekilde mâl oldu. Britanya'nın üzerinden el çekmesiyle ABD kanatları altına giren İsrail o kanatlar altında yatmakla kalmadı ve ABD'nin desteğiyle bulunduğu bölgede kendi savaş stratejisini geliştirdi. Ve bunun temelinde de Anakonda Planına benzer bir plan yer almıştı. Arapların hiç beklemediği bir şekilde İsrail hava kuvvetleri kuzeyden Mısır'ın batı sınırlarındaki hava üstlerini ve ağır zırhlılarını bombalamış büyük zaiyet verdirmiş ve Arap kuvvetleri bu saldırıya karşılık vermeye çalışırken İsrail kuvvetleri de diğer taraftan kara birlikleriyle harekete geçerek çeşitli cephelerde çatışarak daha önceden hava güçleriyle perişan ettiği Arap hava üslerini, ağır zırhlıları tesirsiz bir halde bularak hızla ilerlemiştir.ABD geçmişten günümüze İsrail'e sadece ekonomik ve siyasi destek vermekle kalmamış askeri ve teorik olarak da kendi tecrübelerini müttefikiyle sonuna kadar paylaşmıştır. Sovyetlerin hegemonyasını sürdürmek için Araplara varıyla yoğuyla silah vermesine rağmen savaşların, sadece teknoloji ve fiziki güçle kazanılmadığının ve düzenli, planlı bir silahlı kuvvetler yapısının ne kadar önemli olduğunu gözler önüne koyan bir gerçeklik olduğunu gözler önüne sermektedir. Bir zamanlar Arapların düştüğü duruma şimdi ABD Arapların coğrafyasında düşmüş durumdadır. Bu da geçmişteki kazanımların daha da ilerletilerek geleceğe ulaştırılmamasının acı bir örneğidir tarih açısından. Ekonomik ve silahlı güçler toprakları ele geçirmeye yetmiyor artık. Geçmişteki kazanımların üzerine felsefi, teorik birşey koymadan, elindeki ekonomik ve silahlı güçlere güvenin can vermesi durumudur bu. Herkes bu durumlardan payına düşen dersi almalıdır. Arapların tarihten ders almak konusunda bizden daha beter durumda olduğu aşikardır. Ve dikkat ederseniz bu Anakonda Planı günümüzde dahi uygulanmaktadır ve şu an kuşatma aşamasına devam etmektedir. (Hangi ülkeler üzerinde olduğunu da bir düşünün isterseniz)
Gönderen
Emir ALP
Etiketler:
arap harfleri,
filistin,
gazze,
gündem,
israil,
kafadan,
scotts great snake
31.01.2009
İsrail'e ambargo uygulayamıyorsun, destek olma bari!
Filistinin doğrudan elinde bulunmayan bir finans sistemi olduğu ve sınır kapılarının da öyle elini kolunu sallayarak geçilerecek bir halde olmadığını ve hatta İsrail'in tıbbi yardımların geçmesinde bile sorun çıkardığını öğrendiğim günden beri kafam da hep bir soru işareti vardı: Bu kadar yardım toplanıyor ama bunlar Filistin'e nasıl, hangi yollarla, kim tarafından ulaştırılıyor?
Bu sorular kafamı kurcalarken sorunun cevabını bugün odatv.comda buldum. Düşündüğüm gibi o kadar sıkıntı içinde yardımların ulaştırılması konusunda bir şekilde bir yol bulunmuştu ama ne yazık ki Filistin için toplanan yardımlardan bile savaş ekonomisi sebebiyle İsrailliler nemalanıyordu.
Bakalım:
Bu sorular kafamı kurcalarken sorunun cevabını bugün odatv.comda buldum. Düşündüğüm gibi o kadar sıkıntı içinde yardımların ulaştırılması konusunda bir şekilde bir yol bulunmuştu ama ne yazık ki Filistin için toplanan yardımlardan bile savaş ekonomisi sebebiyle İsrailliler nemalanıyordu.
Bakalım:
Peki, Türkiye’den gönderilen parayı alan kişi Gazze’de gıdayı kimlerden alıyordu? Ambargo koşullarında gıdayı ellerinde depolayanlar kimlerdi? Bu konu ise daha da ilginçti. Türkiye’de yaygın olarak faaliyet yürüten ve kamuoyunda çok tartışılan bir yardım derneğinin yetkilisi bize Gazze’ye gönderilen para ile İsrailli tüccarlardan gıda ürünleri satın aldıklarını anlattı. Yetkili tahminimizin doğru olduğunu, Gazze’de gıda mamullerini stoklayan kişilerin İsrailli tüccarlar olduğunu belirtti. Yetkili Türkiye’de toplanan yardımları İsrailli işadamlarına teslim etmeyi kendilerinin de istemediğini ancak Gazze’nin bulunduğu koşullarda bunun zorunlu olduğunu anlattı.Görüldüğü üzere, maddi ve ayni yardımlardan Filistin halkının doğrudan faydalanamaması ve bu yardımların bir şekilde İsrail ekonomisine dönmesi can sıkıcı. Başbakanın Davostaki çıkışıyla ilgili yazımda da söylemiştim; söylem olarak esip gürlemek önemli değil önemli olan fiili olarak birşeyler yapabilmek. Nakti yardımların Filistin'de İsrail ekonomisi içerisinde dönmesine ve oradaki karaborsaya kurban gitmesindense Türkiye'den gıda giyim vb şekile dönüştürülerek ayni olarak Filistin'e ulaştırılması veya İsrail finans tekelinin kırılmasının o sözde boykot kampanyalarından kat kat önemli olduğu ortaya çıkıyor. Bir taraftan boykot boykot diye kendini parçala kampanyalar yap öteki taraftan nakti yardımları İsrail ekonomisine hediye et. Kaş yaparken göz çıkarmak bu olsa gerek. Bari mevcut düzende bir ambargo koyamıyorsun hiç değilse o devlete elinle destek olma, değil mi ama?
Kendisine bu durumu yardım yapanlara duyurup duyurmadığını sorduğumuz aynı yetkiliden “hayır” cevabını aldık. Çünkü yardım yapanlar kendi paraları ile İsrail malları alındığını öğrenirlerse yaptıkları yardımı kesebilirlerdi.
Bu durum ilginç bir çelişkiyi doğuruyor. Çünkü Türkiye’de İsrail mallarına boykot çağrısı yapan kesim, Gazze için topladığı yardım paraları ile İsrail’den mal satın alıyor. İsrail’in temel insani değerleri dahi gözetmeden Gazze halkını hedef aldığı bu koşullarda İsrail mallarını boykot etmek yapılan protestolardan biri. Ancak aynı kişilerin halktan topladıkları paralar ile İsrail’den mal satın alması bu kişilerin samimiyetini sorgulamalarını sağlıyor.
odatv.com
Gönderen
Emir ALP
Etiketler:
can sıkanlar,
deniz feneri,
filistin,
gazze,
ihh,
insani yardım,
israil,
israili boykot
30.01.2009
Tebrikler Başbakanım. Tam yeri, tam zamanıydı ama...
Başbakanın Davos'taki oturumda sergilediği tavır ve davranış, tam yerinde ve tam zamanındaydı. Doğru yerde, doğru zamanda tabiri için iyi bir örnek bence.
"Yiğidi öldür, hakkı yeme", demiş atalarımız. Akpartiyi, Erdoğan'ı eleştiriyorum elbette, bir çok poltikaları bana yanlış geliyor. Ama bu konuda bir vatandaş olarak, Başbakan'a tam destek veriyorum.
Yok diplomatik skandalmış, uluslararası krizmiş, bunları diyenler bence halt etmiş. Putin, Bush'u yakalarsam taşşaklarından asarım diyor ama hala kolkola uzay çalışmalarında ABD-Rusya işbirliğine devam ediliyor. O yüzden diplomatik kriz mriz muhabbetleri iç siyaset konusu olmuştur. Türkiye'nin uluslararası duruşundaki doğru adımlar iç siyaset vesilesiyle harcanmamalı. Aynı olayı Erdoğan da yapıyor; açıklamalarında ne kadar da partiyi, seçimleri dikkate almadan Başbakan olarak konuştuğunu dile getirse de ülkeye dönüşü sonrası yaptığı açıklamalar ortaya çıkan hamasi rüzgarı kaçırmama arzusuna kapıldığını gösteriyor. Oysa ki o oturum esnasındaki tavrı çok samimi ve ciddiydi. İş nasıl içeride siyasete döndü, olay seyrinden çıktı.
Vıcığını da çıkarmamak lazım; Osmanlı geri dönüyor vb absürd söylemler de o kadar saçma. Sen üretim ve finans yapısı olarak belini doğrultup, makineyi rayına oturtmadıktan sonra Attila gibi bir cengaveri de bu ülkenin başına getirsen bu devirde bir halt olmaz.
Gönül isterdi ki bu şahane hareketin ardından imzalanmış bir kaç sözleşmenin iptal edildiğini falan görsek.Mesela Hugo Chavez'in yaptığı gibi bir hareket ne şahane olurdu. Ama küreselleşme ülke menfaatlerini dünya ile o kadar girift bir hale getirmiş ki birbirine eklem bağı olmayan ülke yok neredeyse. Bu tür eylemler beklemek, bu devirde ütopik bir bekleyiş bence. Fiilen ütopik beklentilere girmektense en azından tam yerinde gösterilen bir tepkinin arkasında durulmalı Türkiye Cumhuriyeti adına.
"Yiğidi öldür, hakkı yeme", demiş atalarımız. Akpartiyi, Erdoğan'ı eleştiriyorum elbette, bir çok poltikaları bana yanlış geliyor. Ama bu konuda bir vatandaş olarak, Başbakan'a tam destek veriyorum.
Yok diplomatik skandalmış, uluslararası krizmiş, bunları diyenler bence halt etmiş. Putin, Bush'u yakalarsam taşşaklarından asarım diyor ama hala kolkola uzay çalışmalarında ABD-Rusya işbirliğine devam ediliyor. O yüzden diplomatik kriz mriz muhabbetleri iç siyaset konusu olmuştur. Türkiye'nin uluslararası duruşundaki doğru adımlar iç siyaset vesilesiyle harcanmamalı. Aynı olayı Erdoğan da yapıyor; açıklamalarında ne kadar da partiyi, seçimleri dikkate almadan Başbakan olarak konuştuğunu dile getirse de ülkeye dönüşü sonrası yaptığı açıklamalar ortaya çıkan hamasi rüzgarı kaçırmama arzusuna kapıldığını gösteriyor. Oysa ki o oturum esnasındaki tavrı çok samimi ve ciddiydi. İş nasıl içeride siyasete döndü, olay seyrinden çıktı.
Vıcığını da çıkarmamak lazım; Osmanlı geri dönüyor vb absürd söylemler de o kadar saçma. Sen üretim ve finans yapısı olarak belini doğrultup, makineyi rayına oturtmadıktan sonra Attila gibi bir cengaveri de bu ülkenin başına getirsen bu devirde bir halt olmaz.
Gönül isterdi ki bu şahane hareketin ardından imzalanmış bir kaç sözleşmenin iptal edildiğini falan görsek.Mesela Hugo Chavez'in yaptığı gibi bir hareket ne şahane olurdu. Ama küreselleşme ülke menfaatlerini dünya ile o kadar girift bir hale getirmiş ki birbirine eklem bağı olmayan ülke yok neredeyse. Bu tür eylemler beklemek, bu devirde ütopik bir bekleyiş bence. Fiilen ütopik beklentilere girmektense en azından tam yerinde gösterilen bir tepkinin arkasında durulmalı Türkiye Cumhuriyeti adına.
4.01.2009
Gazze Türkiye'yi nereye çeker?
Uluslararası kamuyoundan İsrail'in Gazze harekatı konusunda çıt çıkmıyor. ABD ve Yunan basını Türkiye'nin barış görüşmeleri konusunda inisiyatif almasını gerektiğini yazıyor. BM çatısı altında Türk silahlı kuvvetlerinin barış gücü olarak bölgeye girmesi isteniyor.
Dünyada İsrail de dahil insanlar sokaklarda bu zulmün durdurulması için İsrail'i protesto gösterileri düzenliyor.
BM bir karar çıkarmayı başaramıyor.
ABD, İngiltere, AB, Arap Birliği sessiz sedasız bu zulmü seyrediyor ama ne hikmetse sağa sola koşturan sadece bir Türkiye var. ABD, AB, Arap Birliği, BM vs ne varsa başka zaman her konuda atıp tutmaya devam ederken söz konusu İsrail olunca çıtları çıkmıyor. NATO diyorsun, Sırbistan'da zulmü 19 sene seyrettikten sonra ancak Miloseviç denen adama müdahale ediyor, o da şartlar ABD lehine döndüğü için.
Söz konusu ABD olunca yırtık dondan çıkar gibi müttefik askerlerini Lübnana, Afganistana, Kosova'ya, Bosnaya gönderme kararı alınıyor.
Şimdi şöyle bir düşünüyorum; Tayyip Erdoğan niye böyle koşturuyor?
Bütün dünya uyurken, olanları sabah mahmurluğuyla seyrederken Başbakan nereye, niye, ne için koşuyor? Buna bir cevap bulamıyorum. Daha sonra Yahudi cemaatlerinin verdiği üstün hizmet ve cesaret madalyaları geliyor aklıma ama Başbakanın meydanda gürlemelerini duyunca bu madalyaların hakkını vermek için koşturuyorsa niye Gazze halkı, çoluk, çocuk, mazlum muhabbeti yapıyor?
Bu çatışma öyle zulme uğrayanlarla, zalimlerin savaşı değil asıl beni kahreden bu durum. Arap bölgesinde 3-5 koltuk sevdalısının otorite savaşında olan masum sivillere oluyor. Hamas liderinin akrabaları İsrail tecrit duvarının müteahhitliğini ve halk da Hamasın İsrail karşısında meşruiyeti için can veriyor.
Bu Hamas ve İsrail çatışması başımıza ne iş açacak büyük merakla bekliyorum.
Dünyada İsrail de dahil insanlar sokaklarda bu zulmün durdurulması için İsrail'i protesto gösterileri düzenliyor.
BM bir karar çıkarmayı başaramıyor.
ABD, İngiltere, AB, Arap Birliği sessiz sedasız bu zulmü seyrediyor ama ne hikmetse sağa sola koşturan sadece bir Türkiye var. ABD, AB, Arap Birliği, BM vs ne varsa başka zaman her konuda atıp tutmaya devam ederken söz konusu İsrail olunca çıtları çıkmıyor. NATO diyorsun, Sırbistan'da zulmü 19 sene seyrettikten sonra ancak Miloseviç denen adama müdahale ediyor, o da şartlar ABD lehine döndüğü için.
Söz konusu ABD olunca yırtık dondan çıkar gibi müttefik askerlerini Lübnana, Afganistana, Kosova'ya, Bosnaya gönderme kararı alınıyor.
Şimdi şöyle bir düşünüyorum; Tayyip Erdoğan niye böyle koşturuyor?
Bütün dünya uyurken, olanları sabah mahmurluğuyla seyrederken Başbakan nereye, niye, ne için koşuyor? Buna bir cevap bulamıyorum. Daha sonra Yahudi cemaatlerinin verdiği üstün hizmet ve cesaret madalyaları geliyor aklıma ama Başbakanın meydanda gürlemelerini duyunca bu madalyaların hakkını vermek için koşturuyorsa niye Gazze halkı, çoluk, çocuk, mazlum muhabbeti yapıyor?
Bu çatışma öyle zulme uğrayanlarla, zalimlerin savaşı değil asıl beni kahreden bu durum. Arap bölgesinde 3-5 koltuk sevdalısının otorite savaşında olan masum sivillere oluyor. Hamas liderinin akrabaları İsrail tecrit duvarının müteahhitliğini ve halk da Hamasın İsrail karşısında meşruiyeti için can veriyor.
Bu Hamas ve İsrail çatışması başımıza ne iş açacak büyük merakla bekliyorum.
3.01.2009
Karayağız delikanlı
yürekler dönüyor durmak bilmez bir hızla
mezar taşları hayata bir ışık
ebedi bir eser bırak mı dünyaya?
koş bak dönen yüreklere
hangisi, hangi yöne dönmekte
yoksa bir rüzgar mı, dönmelerini engellemekte?
kollar açılmış iki yana, koşarken hülyaya
araya dikenli teller girmekte
üzerinde kemgözler
kem kem bakmakta hayata
kem bakan gözleri şefkat dağlamakta
alınacak bir damla nefes, bir yudum hayat, bir nebze can
kanla anlar yazılmakta toprağa
tarih boyunca silinmeyecek tek yazı varsa dünyada
işte o da an be an dünyada yeniden okunmakta
silinemez, asla silinemez
toprağa yazılan anlar
zihinler sus pus
gözler bangır bangır bağırmakta
zulüm var, zulüm sefil yüreklerde
medeniyet dediğin karayağız delikanlı
orta doğu beşiğinde alimler tarafından
sallana sallana büyümekte
kara yağız bu delikanlıya
asırlardır emperyalizm çakalları sulanmakta
lakin bu delikanlı zor adam
medeniyetleri tek tek kündeye vurmakta
son bulacak delikanlı
sen başkaldırdıkça
belki başkaları gelecek
ama bitecekler, bunda şüphe bulunmamakta
sadece an kollanmakta
mezar taşları hayata bir ışık
ebedi bir eser bırak mı dünyaya?
koş bak dönen yüreklere
hangisi, hangi yöne dönmekte
yoksa bir rüzgar mı, dönmelerini engellemekte?
kollar açılmış iki yana, koşarken hülyaya
araya dikenli teller girmekte
üzerinde kemgözler
kem kem bakmakta hayata
kem bakan gözleri şefkat dağlamakta
alınacak bir damla nefes, bir yudum hayat, bir nebze can
kanla anlar yazılmakta toprağa
tarih boyunca silinmeyecek tek yazı varsa dünyada
işte o da an be an dünyada yeniden okunmakta
silinemez, asla silinemez
toprağa yazılan anlar
zihinler sus pus
gözler bangır bangır bağırmakta
zulüm var, zulüm sefil yüreklerde
medeniyet dediğin karayağız delikanlı
orta doğu beşiğinde alimler tarafından
sallana sallana büyümekte
kara yağız bu delikanlıya
asırlardır emperyalizm çakalları sulanmakta
lakin bu delikanlı zor adam
medeniyetleri tek tek kündeye vurmakta
son bulacak delikanlı
sen başkaldırdıkça
belki başkaları gelecek
ama bitecekler, bunda şüphe bulunmamakta
sadece an kollanmakta
28.12.2008
Vur İsrail vur!
Vur vur!
Obama'nın şerefine vur!
İsrail'in Gazze bombardımanı, Barack Obama zaferinin kutlamasıdır.
ABD de bile Obama'ya oy verenler yavaş yavaş onun da sistemin bir parçası olduğunu ve ellerinde öyle uçuracak barış güvercinleri olmadığını görüyorlar artık. Belki kendisi de bunun farkına varmıştır ama çok geç, teslim olmuştur bir kere başkanlık sevdasına.
Suudiler ABD'nin müdahale etmesini istemişler. Oldu! ABD daha kendi uçkurunu toplaycak durumda değil, Aden körfezindeki korsanlara(?) karşı bile anlı şanlı ABD donanması gık çıkaramazken kalkıp da İsrail'e dur diyecek ha!
El Fetih, Hamas'ın koltuk ve otorite sevdasına yüzbinlerce insan can verdi orta doğuda, başlarında lider olarak gördükleri adamlar da, Arap dünyası da masum değil bu konuda İsrail kadar mesuller bu kaostan.
Sinanoğlu doğru demiş: ABD'nin kimseye gık çıkaracak hali kalmamıştır. Bu durum dünyada başgösterecek muazzam dehşetin ilk adımlarıdır. Hadi bakalım yüce Başbakan göster bakalım maharetini, nasıl göstereceksen artık? Amerikan Musevi Komitesi boşuna vermedi o cesaret ödülünü sana! Aslında düşünüyorum da bu komitenin El-fetih ve Hamas liderlerine de bu ödülden vermeleri gerekiyor.
Obama'nın şerefine vur!
İsrail'in Gazze bombardımanı, Barack Obama zaferinin kutlamasıdır.
ABD de bile Obama'ya oy verenler yavaş yavaş onun da sistemin bir parçası olduğunu ve ellerinde öyle uçuracak barış güvercinleri olmadığını görüyorlar artık. Belki kendisi de bunun farkına varmıştır ama çok geç, teslim olmuştur bir kere başkanlık sevdasına.
Suudiler ABD'nin müdahale etmesini istemişler. Oldu! ABD daha kendi uçkurunu toplaycak durumda değil, Aden körfezindeki korsanlara(?) karşı bile anlı şanlı ABD donanması gık çıkaramazken kalkıp da İsrail'e dur diyecek ha!
El Fetih, Hamas'ın koltuk ve otorite sevdasına yüzbinlerce insan can verdi orta doğuda, başlarında lider olarak gördükleri adamlar da, Arap dünyası da masum değil bu konuda İsrail kadar mesuller bu kaostan.
Sinanoğlu doğru demiş: ABD'nin kimseye gık çıkaracak hali kalmamıştır. Bu durum dünyada başgösterecek muazzam dehşetin ilk adımlarıdır. Hadi bakalım yüce Başbakan göster bakalım maharetini, nasıl göstereceksen artık? Amerikan Musevi Komitesi boşuna vermedi o cesaret ödülünü sana! Aslında düşünüyorum da bu komitenin El-fetih ve Hamas liderlerine de bu ödülden vermeleri gerekiyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

