Kısa dalga yayın
anayasa platformu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anayasa platformu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12.03.2013
başkanlık sistemi
"...
türkiye’de başkanlık sistemi benimsense bile, seçmen düzeyindeki bu bölünmüşlük devam ettiği sürece meclisin yapısı değişmeyecektir. başkanlık sisteminde de, mecliste güçleri birbirine yakın dört-beş parti olacaktır. bu partilerden hiçbiri tek başına mecliste çoğunluğa sahip olamayacaktır. böyle bir meclisin, başkanın ihtiyaç duyduğu kanunları çıkarması mümkün değildir. hatta daha da kötüsü, böyle bir meclisin, bırakınız başkanın istediği kanunları çıkarmasını, her hangi bir kanun çıkarması da mümkün değildir. zira, meclisteki partiler bir koalisyon hükümeti çatısı altında birleşmediklerinden, meclisteki birkaç partinin partilerin kendi aralarında uzlaşıp kanun kabul etmeleri ihtimal dışıdır. kaldı ki başkanlık sisteminde, bu sistemin mantığı gereği yürütmenin yasamaya yön vermesi, kanun tasarıları hazırlaması, yasama çalışmalarına katılması mümkün değildir.
o halde başkanlık sistemi, başkan ile parlâmento çoğunluğu aynı partiden olmadıkça türkiye’nin hiçbir problemini çözemez. tersine (s.44) mecliste bir parti çoğunluğu olmadıkça, meclisin tamamıyla bloke olması, kanun çıkaramaması da mümkündür. türkiye’de tek bir partinin mecliste çoğunluğu sağlaması ve bu partinin başkan ile aynı görüşleri paylaşması fevkalâde düşük bir ihtimaldir. bu düşük ihtimal gerçekleşmedikçe başkanlık sistemi, türkiye için yarar değil, zarar getirir; siyasal sistemin tamamıyla tıkanmasına yol açabilir.
türkiye’de başkanlık sistemine taraftar olanlar, her nedense işin bu yanını görmezden gelmektedirler. sanki başkanlık sisteminde, başkanın kanun koyma yetkisi varmış gibi veya sanki bir ülke kanun olmaksızın da yönetilebilirmiş gibi bir hava yaratılmaktadır. bu doğru değildir. başkanlık sisteminde başkanın kanun koyma yetkisi yoktur ve kanun çıkarma yetkisine sahip olmadan bir ülkeyi yönetmek de mümkün değildir.
o halde başkanlık sistemi mevcut haliyle türkiye’nin derdine deva değildir. başkanlık sistemi türkiye’de yürütme organına istikrar kazandırabilirse de, etkinlik kazandıramaz. etkinlikten mahrum bir istikrar, hiçbir işe yaramaz. böyle bir durumda, başkan sadece günlük işleri yürütür. hiçbir yeni karar alamaz. hiçbir reform yapamaz. ülke tamamıyla bloke olur.
..." bağlantı
9.07.2008
Ortak akıl hareketi
Gerçekten ortak oldukları aşikar! Neyle ortak derseniz, hemen söyleyeyim: Uluslarötesi sermaye ile.
Ortak akıllarında ne yatıyor? T.C. Anayasası'nı degiştirmek. aman ne güzel, herkesin isteği bu değil mi?
Evet, bittabi!
Ama bunlar milli irade üzerindeki vesayeti kaldıracak bir anayasa değişikliği istiyorlar. Milli irade(!) üzerindeki vesayet ne, onlara göre? Yargı kararları! Nasıl?
Çünkü bu uluslarötesi sermaye piyonları, aynı ABnin söylettiği gibi egemenliğin bizatihi yürütme ve tahakkümü altında bulunacak olan mecliste olmasını istiyor ve egemenliği kullanma yetkisine sahip Yargıyı hazmedemiyor.
Bir hukuk devletinde asıl olması gereken budur; egemenlik hakkında sahip kurumların birbirini denetlemesi ama özellikle eşitler arasında önde geleni olan yargının hem yürütme hem de yasamayı denetleme hakkının olmasıdır. Milli irade; yasama değildir, yasama, yürütme ve yargının ortak adıdır.
Hemen hemen her şehirde askı ilanlarında (billboard) Anayasamızın bir maddesine vurgu yapıyorlar : Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Madde 6. Ama o kadar devamını dile getiremiyorlar. Ne diyor Madde 6 devamında :
Daha ne diyeyim, hay sizin aklınıza...
Ortak aklına ettiklerim, askeri darbeye karşı çıkarlar ama paralı, kadife, turuncu darbecilerin kıçını yalarlar.
Y.N.ÖZTÜRK doğru demiş: Bu allahla aldatmayı kendine şiar edinmişler, kendi aralarında şeytan görmüş gibi tepki verdikleri, küfrettikleri demokrasi lafını meydanlarda dillerinden hiç düşürmezler.
Ortak akıllarında ne yatıyor? T.C. Anayasası'nı degiştirmek. aman ne güzel, herkesin isteği bu değil mi?
Evet, bittabi!
Ama bunlar milli irade üzerindeki vesayeti kaldıracak bir anayasa değişikliği istiyorlar. Milli irade(!) üzerindeki vesayet ne, onlara göre? Yargı kararları! Nasıl?
Çünkü bu uluslarötesi sermaye piyonları, aynı ABnin söylettiği gibi egemenliğin bizatihi yürütme ve tahakkümü altında bulunacak olan mecliste olmasını istiyor ve egemenliği kullanma yetkisine sahip Yargıyı hazmedemiyor.
Bir hukuk devletinde asıl olması gereken budur; egemenlik hakkında sahip kurumların birbirini denetlemesi ama özellikle eşitler arasında önde geleni olan yargının hem yürütme hem de yasamayı denetleme hakkının olmasıdır. Milli irade; yasama değildir, yasama, yürütme ve yargının ortak adıdır.
Hemen hemen her şehirde askı ilanlarında (billboard) Anayasamızın bir maddesine vurgu yapıyorlar : Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Madde 6. Ama o kadar devamını dile getiremiyorlar. Ne diyor Madde 6 devamında :
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.Noldu ortak akıllılar? Aklınız burayı yorumlamaya basmıyor mu? Yoksa anayasadan bihaber o çok sevdiğiniz milleti bu maddenin ilk paragrafıyla gaza getirip yargı üstüne çullanmaya mı çalışıyorsunuz?
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.
Daha ne diyeyim, hay sizin aklınıza...
Ortak aklına ettiklerim, askeri darbeye karşı çıkarlar ama paralı, kadife, turuncu darbecilerin kıçını yalarlar.
Y.N.ÖZTÜRK doğru demiş: Bu allahla aldatmayı kendine şiar edinmişler, kendi aralarında şeytan görmüş gibi tepki verdikleri, küfrettikleri demokrasi lafını meydanlarda dillerinden hiç düşürmezler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)