Çoğumuz biliyoruz ki özelleştirmelerin bir çoğu zarar ve kamuda iş gücü fazlası bahaneleriyle gerçekleştirildi.
Oysa ki; en basitinden telekom ve tekel ve şeker fabrikalarındaki istihdam fazlaları güya özelleştirmeyle kamu sırtından atılmış gözüküyor oysa gerçek hiç de öyle değil.
Telekom özelleştirmesi sonrası yaklaşık 13 bin, şeker fabrikaları ve tekel özelleştirmeleri sonrası ise 44 bin kişi toplamda 57 bin kişi kamu da istihdam edilmeye devam edilmiştir.
Tekel ve şeker özelleştirmelerinden işsiz kalanlar kamuda çeşitli bakanlıklarda 4/c (geçici personel) statüsünden istihdam edilmektedirler. İlköğretimden yüksek öğretime değişen şekilde 800-1000 TL arası aylıkla çalışmaktadırlar.
Telekom özelleştirmesinden kamuya geçenler ise telekomda aldıkları aylıkların beş yıl süreyle hak kaybına uğramayacak şekilde hesaplanmasıyla yuvarlama olarak bir bekçi 1600 TL (aile ve çocuk yardımı hariç) müdür düzeyinde bir çalışan ise 3500 TL (aile ve çocuk yardımı hariç) aylık almaktadırlar. Bunları örnek olarak veriyorum çünkü en net olarak ulaşılabilen veriler bunlar. Diğerleri için ise ayrıntılı bir araştırma yapmak gerekiyor.
Neticede istihdam fazlası vardı bahanesiyle yapılan özelleştirmelerin çoğu kamu sırtından istihdam fazlası yükü atmamış bilakis istihdam fazlası yük özelleştirilen kuruluşlardan alınarak kamu sırtına yüklenmiş ve satışlar o şekilde gerçekleştirilmiştir.
Yani kamuoyu, özelleştirilen kuruluşlar için zarar ediyordu, istihdam fazlası vardı şeklinde yönlendirilerek kâr eden, kar edebilecek kuruluşlar özellikle yabancı sermayeye teslim edilerek piyasaya açılmıştır. Ülkemizde bu şekilde yabancı sermayeye teslim edilen kuruluşlar avrupa ülkelerinde halka arz edilerek piyasaya açılıyor, vatandaşlara ve özellikle yerli sermayeye teslim edilmiştir.
Kısa dalga yayın
26.02.2011
25.02.2011
TRT Kürtçe ve Arapça Kanalları ile Seçim Propagandası
12 Haziran'da yapılması muhtemel genel seçim öncesi partilerin yapacağı seçim propagandası konuşmaları her zaman olduğu gibi TRT 1 den yayımlanacaktır.
Acaba bu seçimde TRT nin yeni açılan kanalları olan TRT 6 ve TRT Arapça partilerin propaganda konuşmalarını yayın yaptıkları dillerde yayımlayacaklar mı?
Bana sorarsanız yayımlamaları gerekli. Madem demokrasiyi ileri düzeye çıkarmak adına bu yayınlar yapılıyor o halde partilerin propaganda konşmalarının da bu kanalların yayın yaptığı dillere çevrilerek yayımlanması gerekiyor.
Güvenlik ve bazı hassasiyetler nedeniyle her parti ülkenin her ilinde propaganda yapmıyor-yapamıyor. Devletin bu olanaklarının demokrasinin geliştirilmesi adına siyasi partilere kullandırılması gerektiği inancındayım ve bu konuda da gerekli düzenlemenin (zannedersem YSK sorumluluğunda) yapılması gerektiğini düşünüyorum.
Fakat burada Türkçe'den başka dillerde propaganda yapma yasağı handikap oluşturur mu onu da değerlendirmek gerekir. Şayet bu yasak engel olur ise onun da en azından devlet yayını çerçevesinde siyasi partilere verilen bir hak olarak gevşetilmesi gerekir
Acaba bu seçimde TRT nin yeni açılan kanalları olan TRT 6 ve TRT Arapça partilerin propaganda konuşmalarını yayın yaptıkları dillerde yayımlayacaklar mı?
Bana sorarsanız yayımlamaları gerekli. Madem demokrasiyi ileri düzeye çıkarmak adına bu yayınlar yapılıyor o halde partilerin propaganda konşmalarının da bu kanalların yayın yaptığı dillere çevrilerek yayımlanması gerekiyor.
Güvenlik ve bazı hassasiyetler nedeniyle her parti ülkenin her ilinde propaganda yapmıyor-yapamıyor. Devletin bu olanaklarının demokrasinin geliştirilmesi adına siyasi partilere kullandırılması gerektiği inancındayım ve bu konuda da gerekli düzenlemenin (zannedersem YSK sorumluluğunda) yapılması gerektiğini düşünüyorum.
Fakat burada Türkçe'den başka dillerde propaganda yapma yasağı handikap oluşturur mu onu da değerlendirmek gerekir. Şayet bu yasak engel olur ise onun da en azından devlet yayını çerçevesinde siyasi partilere verilen bir hak olarak gevşetilmesi gerekir
22.02.2011
İslam Sadece Kadınlara Mı Geldi?
Nedir bu müslüman kadınların islamcılardan çektiği arkadaş?
Kuran'da mümine iki yasak varsa onun misliyle yasak bu jakoben islamcılar tarafından kadınların üzerine konuyor.
Yok başını açma, gülme, konuşma, sağa bakma, sola bakma, erkeğin yanında yürüme, hayata karışma...
Ulen arkadaş yüce Allah bile bu kadar yasak koymamşıken siz, kim oluyorsunuz da insanların üzerine bu kadar yasak yağdırıyorsunuz?
Bu dini gönderen siz misiniz yoksa Allah mı?
Varsa yoksa kadınlara yasak, kadınlara tecrit. Ulan iki dakika delikanlı olun da itiraf edin avamından alimine; biz nefsimize gem vurmayı kendimize yediremiyoruz diye.
Kuran'daki Yusuf Suresini bilmez misiniz? Aleni olarak Kuran'da kadın değil de erkeğin kendi iffetini korumasını örnekleyerek emreder. (Neden acaba?) Kadın seni arzulasa da açılsa da saçılsa da sen arzularına esir olmayacaksın der. Hz Yusuf, arzularının esiri olmaktansa zindanı tercih eder.
Alooo, âlim kısmısı size sesleniyorum:
Bir müslümana yaratıcısı tarafından verilen aklını kullanma yükümlülüğünü tahakküm altına alarak, nasıl dua edeceği, ne kadar zekat, fitre, sadaka vereceği, nasıl selam vereceği vb kulluk sorumluluk ve görevleri yerine getirmeyle modern hayatın kendisine tanımış olduğu sosyal hak ve seçimlerin kullanma eğiliminde tercihlerini belirleme konusunda yol ve yordam göstermekten, aydınlatmaktan ziyade doğrudan onun yerine karar verme yetkisini kendinde gören ve müslüman bir insanı günah işleme, cehenneme gitme, dinden çıkma gibi endişelerinin karanlığında bırakıp korku, aldatma, kandırma usulleriyle muhakemesini engeleyip sadece uygulayıcı bir konuma indirgeyen jakoben islamcılıktan sıyrılın biraz, insafa gelin be.
Benden söylemesi; bu tanrıcılık oyununda çanak çömlek patlayınca fena sobeleneceksiniz haberiniz olsun. O tarafta yemezler bu oyunu...
Kuran'da mümine iki yasak varsa onun misliyle yasak bu jakoben islamcılar tarafından kadınların üzerine konuyor.
Yok başını açma, gülme, konuşma, sağa bakma, sola bakma, erkeğin yanında yürüme, hayata karışma...
Ulen arkadaş yüce Allah bile bu kadar yasak koymamşıken siz, kim oluyorsunuz da insanların üzerine bu kadar yasak yağdırıyorsunuz?
Bu dini gönderen siz misiniz yoksa Allah mı?
Varsa yoksa kadınlara yasak, kadınlara tecrit. Ulan iki dakika delikanlı olun da itiraf edin avamından alimine; biz nefsimize gem vurmayı kendimize yediremiyoruz diye.
Kuran'daki Yusuf Suresini bilmez misiniz? Aleni olarak Kuran'da kadın değil de erkeğin kendi iffetini korumasını örnekleyerek emreder. (Neden acaba?) Kadın seni arzulasa da açılsa da saçılsa da sen arzularına esir olmayacaksın der. Hz Yusuf, arzularının esiri olmaktansa zindanı tercih eder.
Alooo, âlim kısmısı size sesleniyorum:
Bir müslümana yaratıcısı tarafından verilen aklını kullanma yükümlülüğünü tahakküm altına alarak, nasıl dua edeceği, ne kadar zekat, fitre, sadaka vereceği, nasıl selam vereceği vb kulluk sorumluluk ve görevleri yerine getirmeyle modern hayatın kendisine tanımış olduğu sosyal hak ve seçimlerin kullanma eğiliminde tercihlerini belirleme konusunda yol ve yordam göstermekten, aydınlatmaktan ziyade doğrudan onun yerine karar verme yetkisini kendinde gören ve müslüman bir insanı günah işleme, cehenneme gitme, dinden çıkma gibi endişelerinin karanlığında bırakıp korku, aldatma, kandırma usulleriyle muhakemesini engeleyip sadece uygulayıcı bir konuma indirgeyen jakoben islamcılıktan sıyrılın biraz, insafa gelin be.
Benden söylemesi; bu tanrıcılık oyununda çanak çömlek patlayınca fena sobeleneceksiniz haberiniz olsun. O tarafta yemezler bu oyunu...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)