Kısa dalga yayın

Kışla Hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kışla Hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.09.2006

Üşüdüğümden değil

0 yorum
I

uzuyor zaman

bir ben biliyorum

gecelerin ne bitmez olduğunu

bir de yatalak hastalar

 

yorgun bir gam türküsü bana artakalan

üzerinde uyanıp durduğum sarı yapraklardan

 

o uzayan gecelerde

fırtınalar dallarını kırıyor ağaçların

bir at can çekişiyor önümde

sanki kıyamet kopuyor

çocuklar annelerine,

anneler çocuklarına koşuyor.

uzuyor geceler

üşütüyor geceler

ürkütüyor geceler

 

kar kefenlerken bedenimi

hayır,

üşüdüğümden değil titremem

kar yağdı diye değil!

gece gündüze dönerken

kanatmayıp yakıveren hançerden

 

II

 

ve sonra sabah oluyor.

bir minibüse biniyor,

herhangi bir durakta iniyorum.

yollara düşüyorum

 

sakınmıyorum ayaklarımı su birikintilerinden

sakınmıyorum kalbimi su birkintilerinden

 

parklarda, bahçelerde duruyor

boyacı çocuklara

efsunlu hikayeler anlatıyorum.

bir deli nem yürüyor hikayelerden,

sokağının kaldırımlarından,

nar ağaçlarından.

 

siliyorum parmak izlerini gözlerimden,

vapurlardan, iskelelerden, sandalyelerden

bembeyaz karlar gibi

düşüyorum gökyüzünden

hayır!

üşüdüğümden değil titremem

kar yağdı diye değil!

Nebi KAYA

31.12.2005

Eskiyorum...

0 yorum

İnsan, üzerindeki giysilerin eskimesine hiç sevinir mi? Sizi bilmem ama ben seviniyorum. Bir çok şey eskidiği zaman insanda ister istemez bir mutsuzluk duygusu belirir, üzülür hatta çok değer verdiği bir kazak için kendini bile kahredebilir. Eskidiğini hissettiğimiz bazı şeylere bazen harcadığımız para bazen de verdiğimiz manevi değerden dolayı üzülürüz.


Eskimek, sonuçta kayıptır. Eskidikçe zaman geçer ve bu bir asker için tutunacak bir umuttur. Üstündeki kamuflaj eskiyorsa, zaman geçiyor, şafak atıyor ve sen o kışlada eskiyorsun demektir. Bunu fark ettiğin anı kendine bir miat biçersin.


Kamuflajlarım eskiyor, ilk üstüme giydiğimde bol, hımbıl duran kamuflaj artık küçülüyor. Kamuflaj ağarıp, küçüldükçe kışladan ayrılma vakti de yaklaşıyor.

1.12.2005

Nöbetçinin Türküsü

0 yorum
Gece 2-4 Nöbetinde ayazın altında nöbet tutarken iyi giden bir şarkı, mekanın cennet olsun Cem Baba...

 

----

 

bana yazdigin son mektubun ucunu bu sefer bilerek yakmamissin
sehre gitmeye karar verdigini soyluyorsun; sen bilirsin
verdigin bu kararin sen farkina varmamissin

 

nöbette geceleyin
ses geliyor daglardan
artik bir dönüsün yok
düstügün o yollardan

yar beni, o yar beni
ille de yar, o yar beni
dagdan gelen ses degil,
mezara yar koyar beni

sehirler güler ama
kurt gibi kapar seni
hayat güzeldir ama
sermaye yapar seni

nöbette geceleyin
ses geliyor daglardan
artik bir dönüsün yok
düstügün o yollardan

yar beni, o yar beni
ille de yar, o yar beni
dagdan gelen ses degil,
mezara yar koyar beni

seni affedemem ki
çektin gittin yoz oldun.
sana yar diyemem ki
dile düstün söz oldun.

yar beni, o yar beni
ille de yar, o yar beni
dagdan gelen ses degil,
mezara yar koyar beni

Sonbahar

0 yorum

Sonbahar!


Sonbahar diyince akla ilk gelen sararmış yapraklar ve hoyrat esen rüzgar olmalı herhalde. Aksini istisna da olsa, iddia edenler çıkacaktır ama hiç önemli değil, istisnalar kaideyi bozmaz derler.


Sapsarı yapraklarla kaplı yollarda yürürken, ayakların altında ezilen yapraklardan çıkan sesler ve hoyrat rüzgara sevgilinizle birbirinize sarılarak eşlik ediyorsanız  sonbaharın tadını çıkarıyorsunuz demektir.


Her son yeni bir başlangıçtır ne de olmasa, yazın bitişiyle gelen sonbahar da yeni bir aşk macerasının habercisidir. Sonbaharın yaprak dökümü her ne kadar şarkılarda şiirlerde hicranı tasvir etmekte kullanılsa da benim için tam aksi şekildedir. Olayların sonbaharda yaşandığı, adında sonbahar bulunan filmler, sonbahara sitem ve küfür edilen, ayrılığa sebep gösterilen şiirler, büyük ayrılıkların sonbaharda yaşandığı aşk romanları vs. ile insan ömründe bir dönüm noktasıdır sonbahar. Sonbaharın bu kadar kıymetli olduğunu anlamak için sonbaharın tadını layıkıyla çıkaramamak gerekiyormuş. Kışla dışında sonbaharı sevmeme rağmen kendisine hiç bu kadar değer biçmemiştim.


Şu an sonbahardayız. Rüzgar, bırakın hoyratlığı deli gibi esiyor Beşiktepe’de. Bu sonbaharı sabah ve akşamları sararmış-kızarmış kavak, söğüt yapraklarını rüzgara, ağaçlara küfrederek diğer arkadaşlarla birlikte mıntıka yaparak yaşıyorum. Topladığım her yaprakta sivil hayatta ağzıma almaya imtina ettiğim bin bir küfür savuruyorum. Topladığım her yaprakta, sevgilimin yanağına bir öpücük kondurmayı özlemle hayal ediyorum.


Çılgınca, kurumuş yaprakların üzerinde, havada uçuşan yaprakların altında koşturmak varken ben sonbaharı yaprak yaprak toplayıp çöpe atıyorum. Ben sevdaya yaprak yaprak hasret besliyorum. Ve ben artık sınıra dayanıyorum. Bu kadar zalimlikten sonra hangi yaprak bana sonbaharın eski tadını verir diye çok ama çok merak ediyorum…


 

Sonbahar Rüzgarları

Düşen bir yaprak görürsen
Beni hatırla demiştin
Biliyorsun seni ben
Sonbaharda sevmiştim

Her sonbahar gelişinde
Sarı sarı yapraklarla
Kuru dallar arasında
Sen gelirsin aklıma

Rüzgarla düşen yapraklar
Daima senin hayalin
Yine bir sonbaharda
Döneceksin sen bana

Her sonbahar gelişinde
Sarı sarı yapraklarla
Kuru dallar arasında
Sen gelirsin aklıma