Kısa dalga yayın

24.07.2011

Hacılar Rahatsız

0 yorum
Görsel : turkiyevehayatadair.com
Adapazarı'nda  yaşıyor olmamdan dolayı kızlı erkekli ergenlerin, delikanlıların şehrin caddelerinde birbirlerine "Hağğğfız" diye hitabına alışkınım da (hatta bazen ben de kullanıyorum) 5-6 sındaki bebelerden, ergenlere, oradan da genç, orta yaşlılara kadar insanların birbirlerine "Hacı" diye hitapları biraz garibime gidiyor. Bir tv dizisinde de bu hitabın kullanılması halk içinde yaygınlaşmasına ön ayak oldu. "Burası İstanbul hacıııııı", öyle hacılık macılık sökmez yani, ortama uyacaksın! :)

Zannederim ki bu durumdan gerçek hacılar da rahatsız. Düşünsenize insanlar bir ibadet olarak gönüllerini vermişler, o sıcaklarda düşmüşler Mekke yollarına, binlerce öyyyrö harcamışlar ve halk içinde "hacı" olarak anılmanın gururunu ve seçkinliğini yaşarlarken şimdi elde ettikleri(?) bu unvan çoluk çocuğun ağzına sakız olmuş hem de sıfır maliyetle! Rahatsız olmaz mı, kızmaz mı insan?

23.07.2011

İş Hayatımın En Zor Anı

0 yorum
Şimdi sıçtım işte!!!
İş hayatım da dahil hayatımda ki en büyük azarı dün işittim üstüne üstlük bir de odadan kovuldum.
Suçum mu? Suç değildi elbette yaptığım; sadece, yapmakta olduğum mutemetlik, ödeme evraklarının hazırlanması ve takibi, bilgi işlem desteği, bilgisayar ve ağ sorunlarına müdahale etmek dışında sahipsiz bir çok işin yanında bir de hali hazırda bakanlık tarafından bir müdürün görevlendirildiği uzmanlık işinin - ki fiilen de zaten o işi ben yapmaktayım - resmen üzerime yıkılmasına karşı itiraz etmemdi.
Neden itiraz ettim? Çünkü benle aynı unvanda çalışan 20 kişi sadece kendi işlerini yapıyorlar ve verilen her işten, "bilmiyorum, yapamam" diyerek yırtabiliyorlar bu işi yapabilecek kapasitede ve yetenekte olmalarına rağmen. Bununla birlikte bir de bu işi yapacak kişinin sahip olması gereken sertifikaya sahip olmalarına rağmen sesi soluğu çıkmayanlar var.
Benim hatam, işe girdiğim esnada verilen işleri (resmen görevim olmamasına rağmen) itiraz etmeden yapmış olmamdan kaynaklanıyor. Genelde kamuda bu işler böyle oluyor; bir işe, "bilmiyorum, yapamam" diyemiyorsanız bu durumunuz ortaya çıkacak ek işlerde sizin bunu yapabilecek tek kişi olacağınız beklentisini yaratıyor.
Ama bu sefer böyle olmadı, doğrudan reddetmemiş olsam da yapmaya gönüllü olmadığımı imâ etmem bizim ihtiyarda (63 yaşındadır kendisi) öfkeye, sitem ve azarlar eşliğinde odadan kovulmama neden oldu. Bir yandan da iyi oldu. Neden? Çünkü; beni dinlemeden odasından kovan patron benden sonra müdürümden itirazımın gerekçelerini dinleyince diğer çalışanlara özellikle o görev için gerekli vasfı taşıyan çalışanlara yöneldi ve sanırsam bu işin başıma patlamasından kurtulmuş oldum.
Sonrasında beni çağırıp da bulamayınca (bulamaz tabi çünkü yine vazifem olmayan bir işi, bir donanım sorununu çözme işini görevim olmamasına rağmen yapmaya gitmiştim) müdürüme "kendisine küsmemem gerektiğini, öfke ile öyle davrandığını" bana söylemesini istemiş.

Günün sonunda karşılıklı gülümselemeler eşliğinde iyi akşamlar dileyerek mesaiyi sonlandırdık. İtirazım şiddetli bir tepki görmüştü ama görünen o ki amacına da ulaşmıştı. İşin vardığı nokta bir kaç saatlik moral çöküntüsünü telafi etti.

11.06.2011

Kamu Hizmetine Amâde Başka Bir Pazar

0 yorum
Birincisi geçen haftaydı iş yerinde ikincisi ise genel seçim sebebiyle bu pazar.
Şimdi sabahın altısında kalk kahvaltı yap, traş ol, giyin, taran git sandıkların konulacağı okula.
08:00'e kadar zarf, evrak say, yemin et, oy kabininin montajını yap sonrasında 17:00 ye kadar sandık başından ayrılma.
17:00 den sonra zarf say, pusula say, tutanak, döküm cetveli doldur.
Aslında böylesine önemli bir kamu hizmetinde bulunmak bile gurur verici. Allah'a şükür işten, çalışmaktan yana korkum yok.
Kamu adına yaptığımız her fazla çalışmanın karşılığını almasak da seçim için sandık kurulunda yevmiye alıyoruz.
Ek olarak okullar pazartesi tatil, görev alan öğretmenlere bir kıyak fakat bana yaramıyor işte öğretmen değilim ya. Gerçi pazartesi tatilin bahanesi öğretmenler değil okullar ama yine de öğretmen arkadaşların işine yarıyor, olsun be ya.