Kısa dalga yayın

17.09.2008

Gül'ün ermenistan ziyaretinin ardından

0 yorum
Cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL, hem Türkiye hem de Azerbaycan kamuyounda büyük tepki gören Erivan ziyaretinin ardından Azerbaycan'a bir ziyaret gerçekleştirdi.
... Her açıklamasında da Aliyev'in, kendisinin Ermenistan ziyaretinden duyduğu memnuniyeti aktardı. Aliyev bunu hiç dile getirmedi ama, gül her açıklamasında söylemeyi ihmal etmedi.*
Haberi geçen kaynak böyle diyor. Bu gelişmelerin ardından Türk, Azeri ve Ermeni dışişleri bakanlarının Newyork'ta üçlü bir zirve için biraraya gelecekleri söylendi. Ortadoğuda diğer ülkeler arasında büyük bir güç(?) olarak görülen Türkiye'nin de içinde bulunduğu bir mutabakat arayış süreci yine her nedense ABD'de aranıyor. Oysa bir güç olarak gerek Ermenistan gerekse Azerbaycan devlet başkanları ülkemizde ağırlanabilir ve ardından yapılacak üçlü zirve yine ülkemizde gerçekleştirilebilirdi.
Türkiye'ye, kendisinin de tarafı olduğu sorunların çözümü için ABD'de mutabakat arayışı değil kendi bünyesinde bu girişimleri yapması yakışırdı. Gerçi yeni anayasa arayışları önce içeride yapmak yerine ABD'yi tercih eden, içerideki dertlerini yabancı basına şikayet eder gibi dert yanan ABD güdümlü bir hükümet başta olduğundan bunu da çok görmemek gerek artık, kanıksadık nasılsa!
Ülkemiz Cumhurbaşkanı'nın Erivan'a gitmesi büyük bir tepkiyle karşılanırken bir de mutabakat arayışında yine ABD'nin tercih edilmesi kafalarda soru işaretleri oluşturuyor. Bu buluşma haberi 15 eylül itibariyle ajanslardan geçti fakat ülkemizin çok önemli gündemi sebebiyle artık arada kaynadı mı yoksa yapılan Erivan ziyaretine gelen tepkileri en aza indirmek amacıyla yapılan bir olumlu hava yansıtma stratejisi miydi bir karara varamadım.

...
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Güney Osetya ve Abhazya'nın bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle sonuçlanan Kafkasya krizi, hem Azerbaycan hem de Ermenistan'da büyük endişe doğurdu. Azeriler, Ermenistan'ın 15 yıl önce işgal ettiği Dağlık Karabağ'ın da bağımsızlığını ilan etmesi ve Ermenistan ile Rusya tarafından tanınmasından endişelenirken, Azerbaycan ve Türkiye ile sınırları kapalı olan Ermenistan ise tek ithalat kapısı Gürcistan'da çıkan savaşı korku ve kaygıyla karşıladı. Ülkede yakıt vegıda sıkıntısı yaşanmaya başladı. Bu da Ermenileri, Azeri ve Türklerle ilişkileri normalleştirmeye itti.
Uzun süreli donmuş sorunların nasıl birden ortaya çıkabileceğini görerek Kafkasya krizinden ders çıkaran taraflar, New York'ta üçlü zirvede buluşacak. Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkili, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Erivan'a maç için gittiğinde, Ermeni Cumhurbaşkanı Sarkisyan ve Dışişleri Bakanı Nalbatyan'ın Dağlık Karabağ konusunu doğrudan açtıklarını söyleyerek, bunu çözümün yaklaştığı yönünde bir sinyal olarak değerlendirdi. Azerbaycan'da 15 Ekim'de gerçekleşecek seçimleri hatırlatan yetkili, bunun öncesinde büyük bir değişim beklenemeyeceğini de sözlerine ekledi.
Nitekim bu buluşma ve ardından ortaya çıkan sonuçlar önemli, eğer bir buluşma olur ve de hem Türkiye hem de Azerbaycan lehine faydalı sonuçlara varılırsa! Yorumdan anlaşıldığı üzere cumhurbaşkanlığı seçimi sebebiyle 15 Ekimden önce bir sonuca varılması da pek muhtemel değil.

15.09.2008

İslam kul ile Allah arasına hapsedilmemeli

1 yorum
Ramazan sebebiyle iftar ve sahur vakitlerinde ekranlardan ahkam kesen hocaların sohbetlerine ve gelen sorulara kulak vermek gerçekten insanın içini sızlatıyor.
İnsanlar artık o hale getirilmiş ki ibadetler bir ticari faaliyet olarak adlediliyor.
Hocam diyor birisi : İşte nasıl sevap kazanırız, neler yapmamız gerekli cennette kendimize yer edinmek için?
Hocalarda geri kalmıyorlar, sanki mizanda kefeleri başında onlar duracaklar, sıralıyorlar: Namazdan sonra şunu şunu bi de şunu oku şu kadar sevap, ekranda okunan Kuran'ı evden takip et şu kadar sevap, namazdan sonra bilmem şu kadar Fatiha oku şu kadar sevap.
Ne kadar güzel değil mi? Nasıl da kulun Allah'la pazarlık nesnesine dönüştürülmüş sureler, zikirler, namazlar...
E doğal tabi müminler, siyasetçisinden, hocasına herkesin; din Allah'la kul arasındadır telkinlerine kulak verip o minval üzere kendince İslamı yaşamaya çalışınca olması gereken de budur.
Ortaçağ Hristiyanlığındaki cennet tapusu satmaya çevirdiler ibadetleri. Yakında hocalar başlayacak: Gel mümin gel, 40 sevap kazandıran muskalar, dualar bende. Cennetin en üst katından yer veren sureleri buldum, at bi 100lük al senedi.
Oysa ki İslam; nezih, edebli, ahlaklı, dürüst insanlardan müteşekkil refah seviyesi yüksek bir toplum hedeflemektedir.
Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle bir kaç huri
Dileyene ver cenneti
Bana seni gerek seni
diyen Yunus "seni" gerek derken yaradan da ne bulmuş acaba?
Ben söyleyeyim size; Allah'ın 99 sıfatından  en basitinden beşeriyete cuzi olarak intikal eden çeşitli erdemler. Merhametten affetmeye, canlıları gözetmeye, kendi işini kimseye yıkmamaktan dostunun hatalarını örtüp uyarana kadar çeşitli erdemler.
Ömer Lütfi Mete, Allahsız Müslümanlık diyor bunun adına, Yaşar Nuri Öztürk ise daha çok bu işi Müslümanların başına saranları tabir ederek Allah ile Aldatmak tabirini kullanıyor.
Birileri İslam'ı Allah  ile kul arasına sıkıştırdıkça toplumda neler oluyor hep birlikte basından görüyoruz. İnsanlara ekranlardan ayetlerle ahkam kesenler deveyi hamuduyla götürüyor, fakat İslam'ı yaşadığını zannedenler üç-beş sevap için hocalarla pazarlık peşinde koşuyorlar, düşmüşler ahirette cehennemin korundan paçalarını kurtarmaya. Ne kendilerine ne de topluma faydaları var.
İslam ferdi bir din değildir, sosyal bir dindir.

12.09.2008

Sen baştan yalasaydın ya

0 yorum
Başlık benim de hoşuma gitmedi ama kendi tabiri öyle, Serdar Arseven'in. Yazısında şöyle diyor :

O hesapları, “kendi içimizde” sorabiliriz!.. Bu, benim tavrımdır... Ben; bir “Müslüman”ı, hele bir “fâsık” saldırıyorken, asla yıpratmam!..
Üstadın anlayışındayım;
Belki kendim “ısırırım” Müslüman kardeşimi;
Lâkin “Köpeklerin” yalamasına dâhi müsaade etmem!..
Hele “Tarassut Köpeklerinin...”
Asla!..
¥
Hatırlarsınız; 28 Şubat sürecinde, “bir medya grubu” o dönemin “Milli Görüş”çülerine saldırdığında... Mesela, Şevki Yılmaz’a saldırdığında...
“Bizim taraf”ın “ezik-büzük”leri...
Bu “kirli harekâta destek vermekten” geri durmamışlardı!..
Ben böyle yapmam!.
“Birilerinin” saldırmasından istifade...
“Tarafsız” pozlarına girip...
Saldırmam!..
Kesin çizgilerim vardır;
Ve “çifte standart”larım!..
Bu “çifte standart” nasıl mı işler?..
Basit; itham Müslüman’a yönelmişse; “iftira olduğu önyargısından” hareketle çıkarım yola...
“Kafir”e yönelmişse;
“Doğru olabileceği” önyargısından!..
Evet; benim “önyargılarım” var!.. Ve bu “önyargılarımı” çok seviyorum!..
Sırf sizin gibi dinci yobazların bu iki yüzlülüğü yüzünden insanlar hem İslam'dan hem de sizin gibi dinci yobazlardan nefret ediyorlar. Dindarlar bu ülkede sıkıntılar yaşıyorsalar bu sizin yobazlıklarınız yüzünden.
Belki kendi ısırırmış da müslüman(?) kardeşini ama köpeklerin(!) yalamasına dahi müsaade etmezmiş. Belki diyor, kesin olarak da yalarım, ısırırım diyemiyor. Sizin gibi yobazlar bırakın ısırmayı böyle işlere girişenleri zamanında yalasaydınız ne olurdu? Sizin tabirinizle köpekleri konuşturmazdınız!
Ama siz de öyle mi? Ne yalarım diyorsunuz ne de ısırtırım... Yaptığınız ne İslam'a sığar ne insanlığa. Mercümek davası, kayıp trilyon, hüseyin üzmez  davası vs vs.
Seni de önyargılarını da müslümanlığını da ...
Benim inandığım İslam'da sizin ki gibi bir müslümanlık anlayışı yok, menfaat yobazları.
Senin o yobaz önyargıların, başkalarının İslam'a karşı daha da yobazca önyargılarına sebep oluyor; bütün dindarların sizin gibi dinci, din bezirganı olarak algılanmasına sebep oluyor.
Siz güya İslam mücahidisiniz, aslında asıl İslam düşmanları sizlersiniz
. Güya müslüman(?) diye birilerini koruyalım derken müslümanlığınızı irin bataklığına çevirip korumaya çalıştığınız pisliklerle beraber bataklığın irini oluyorsunuz. İnsanların takvasını teraziye koymak size mi kaldı? Kendinizi Allah mı zannediyorsunuz da dünyada insanları takvasıyla yargılıyorsunuz?
Siz İslama değil Allahsız müslümanlara, Allah ile aldatanlara hizmet ediyorsunuz. Hatta bilakis Allah'a kendinizi şirk koşuyorsunuz.